Editörlüğünü yaptığım Dünya-Perşembe Rotası’nı yakından takip edenler ve Posedonia fuarında bizi göremeyenler geziye neden katılmadığımızı soruyorlar.
Deniz Ticaret Odası tarafından davet edilmediğimizi söylüyoruz biz de.
Bu vesileyle ‘’keşke haberimiz olsaydı biz davet ederdik’’ diyerek incelik gösteren okur ve dostlarımıza teşekkür ederiz.
Neden diye soranlar da oluyor zaman zaman ama nedenini çok fazla merak etmiyoruz. Altı senedir haftalık bir denizcilik gazetesi yayımlayan bir kurumu davet etmeye luzüm görmemişler demek ki.
Gezi ile ilgili anılarını kaleme alan Yeni Şafak Gazetesi’nin ekonomi yazarı İbrahim Kahveci’nin yazısındaki bir cümlesi, davet edilmeme nedenimizi çok net anlatıyor: ‘’Kendi organizasyonunuz bu kadar aksak iken bir de başkalarını kural dışına niye itiyorsunuz, insanları kırıyorsunuz, onları işlerinden edeceksiniz diye sorduğumda ‘Ne olacak ki, medyanın ne önemi var’’ diye cevap karşısında hayrete düşmemek elde değildi.’’
Oysa medyanın ne önemi var diyen aynı kişiler Tuzla tersanelerinde kaza ve ölümlerin artmasıyla tersanelerdeki iş kaybının faturasını medyaya kesmişlerdi. Yani demek oluyor ki onlar için kullanabildikleri ölçüde medya ve medya mensuplarına önem veriyorlar.
Perşembe Rotası ve Lumbuz olarak, kendimizi hiç medya tarafında görmedik aslında. Öyle olsaydık, bir gazeteci refleksiyle hareket eder off the record söylenenleri de yazabilirdik. Ama deniz kaybetmesin istedik. Biz bazen sektörün iletişim ve haber kaynağı olduk, sivil toplum örgütü gibi çalıştık yeri gelince, bazen de danışmanlığını yaptık. Birçok ulusal gazete ve derginin, denizciliği sayfalarına taşımalarını rica ettik ve önayak olduk. Siz hiçbir köşe yazarının başka bir gazetede çalışan gazateciden sağlamış olduğu bilgileri köşesinde yazdığını gördünüz mü? Birçok şirket ve kurum herhangi bir gazeteci olarak görmez bizi ve rahatça konuşabilirler yanımızda.
Ama sektördeki rahatsızlıkları ve eleştirileri de yazmaktan geri alamayız kendimizi. Çünkü sektörün her kesimi ile ilişki içindeyiz ve görebiliyoruz odaya karşı büyük bir tepki ve eleştiri olduğunu. Demokratik bir platform olarak görülmediği için meclise ve genel seçime katılımlar oldukça düşük oluyor. Çünkü aday da bellidir seçilecek olan da. Açıkça dile getirmedikleri için mi fark edemiyorsunuz, yoksa kendinizi tavan onları taban olarak gördüğünüz için mi?
Türkiye’nin dış politikasındaki kaymadan emin değilim ama denizcilik sektöründe bir eksen kaymasının yaşandığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Tabandan bir yükseliş var tavana doğru. Denizde yeni dernekler, sivil toplum örgütleri ve birlikler oluşuyor. Açıkca dile getirmeseler de odanızda yer bulamayan denizcilerin tepkisel girişimidir bunlar.
Özetle biz iletişim kaynağıyız ve açıkça dile getiriyoruz. Denizcilik zor iştir herkes yapamaz deseniz de sektöre yeni oyuncular gelmeye devam ediyor ve güçlü giriyorlar.
İşin aslı sermaye el değiştiriyor artık, gücün de değiştirmesi yakındır…














