Kamhi’nin marinası Mansimov’a gidiyor

yalikavak_travelİstanbul’da hastane ve 7 yıldızlı otel yapan Mansimov, Yalıkavak’ta da ultra lüks bir otel açmıştı.

 

Ünlü işadamı Cefi Kamhi’nin 400 dönüm üzerine yaptığı 450 yat kapasiteli Port Bodrum Yalıkavak Marina’sında, özel turistik hizmetlerin de verildiği 17 odalı bir butik otel ve anfitiyatro da bulunuyor.

Son iki yıldır mali açıdan zor günler geçiren Profilo Holding’in kurucusu Jak Kamhi’nin oğlu ünlü işadamı Cefi Kamhi sahibi olduğu Port Bodrum Yalıkavak Marina’yı Azeri kökenli dolar milyarderi işadamı Mübariz Mansimov’a satıyor. Cefi Kamhi’nin ‘hayalim’ dediği ve açmak için 7 yıl izin, yüzlerce imza beklediği marinanın satışı için başlatılan görüşmelerin fiyat düzeyinde yürütüldüğü öğrenildi.

Palmali Denizcilik’in patronu Mübariz Mansimov, sahip olduğu 129 gemi ile deniz taşımacılığında dünyanın ilk beşinde yer alan ve 48 şirketten oluşan Palmali Grubu’nun sahibi. Mansimov geçtiğimiz yıl Bodrum Yalıkavak’ta Tekfen’den satın aldığı ultra lüks Palmalife otelini açmıştı. Deniz taşımacılığı, gemi satışı ve kiralamasının yanı sıra liman işletmeciliği de yapan grup, Burgaz ve Volga’da Lukoil’e ait iki liman işletiyor.

Türkiye’nin en büyük marinaları arasında sayılan Yalıkavak Marina’nın genişlemeye müsait bir yapısı var. Cefi Kamhi mali krizden kurtulmak için 35 milyon euro’luk yatırımla hayata geçirdiği Marina’yı bir süredir satmak istiyordu. 

Etiler’e yatırım yapıyor

Esas işi deniz taşımacalığı olan Mansimov Türkiye’de özellikle emlak alanında büyük yatırımlar yapıyor. Işıklar Holding’in Ulus’taki binasını TMSF’den satın alan grup buraya birçok branşta faaliyet gösterecek bir hastane yapıyor. Mansimov, 22 bin metrekarelik bir hastane olmasını planladığı PalMed için 60 milyon dolar ayırdı.

Mansimov, Levent’teki HSBC eski genel müdürlük binasını da 7 yıldızlı otel olarak inşa ediyor. Gayrimenkul sektöründe Mansimov’un bir dönem İstanbul gece hayatının merkezi sayılan Nispetiye Caddesi’nin yeniden ön plana çıkmasıyla daha da hareketlenmesi beklenen Etiler’de çok ciddi alımlar yaptığı ve bölgede yeni emlak yatırımları için gün saydığı konuşuluyor. 

Ferit Şahenk de ilgilenmişti

Cefi Kamhi’nin 35 milyon euro harcayarak devreye soktuğu, 400 dönüm üzerine kurulu 450 yat kapasiteli Port Bodrum Yalıkavak Marina’yla bir dönem Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk de ilgilenmişti.

Son yıllarda zor bir dönemden geçen ünlü işadamı Cefi Kamhi, bir süredir marinayı satmak istiyordu.

Özel turistik hizmetlerin de verildiği marinada 17 odalı bir butik otel ve amfitiyatro da bulunuyor. Yüzde 85 doluluk oranıyla çalışan Port Bodrum Yalıkavak’ı işleten Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Yatırımları AŞ hakkında, Yapı Teknolojileri adlı şirket tarafından marinayla ilgisi olmayan bir alacak yüzünden iflas davası açılmıştı.

Eşi yönetimde

Geçen yıl ağustos ayında marinayı işleten Bodrum Yalıkavak Turizm AŞ’nin yönetim kurulunda değişikliğe gidildi.

Cefi Kamhi, yönetim kurulu başkanlığından istifa ederken, eşi Fatma Yasemin Kamhi’nin de aralarında yer aldığı yeni isimler üye olarak şirketin yönetimine girdi.

Şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevine ise 23 Kasım 2009’da Göksen Körezlioğlu getirildi.

Haber: Songül Hatısaru / Milliyet

Oğuz Marine, krizde ihracatını yüzde 40 artırdı

oguz-marineYat ve tekneler için krom aksesuarlar üreten Oğuz Marine, son 4 yılda ihracatta kaydettiği hızlı büyüme ile dikkat çekti. 2006-2009 yılları arasında yurtdışı satışlarını yüzde 100 artıran firma, krizin vurduğu 2009 yılında da ihracatta yüzde 40′lık bir artış yakalama başarısını gösterdi.

 

Krom yat aksesuarları üreten Oğuz Marine, ihracatını her yıl artırıyor. Türkiye’de yatçılık sektöründeki hızlı gelişmeyi göz önünde bulanarak 10 yıl içinde ürün gamını büyük bir süratle genişleten firma, iç piyasanın yanı sıra dış pazarlara da yüksek standartlarda yat aksesuarları satmaya başladı. DHL Express ile DÜNYA Gazetesi işbirliğinde ve Akbank’ın sponsorluğunda düzenlenen “İhracatın Yıldızları” yarışmasında e-ihracat dalında finalist olan Oğuz Marine, 2006 yılında başlayan ihracatını iki yıl üst üste yüzde 100 artırdı ve 2009′un daralan global piyasa koşullarına rağmen yurtdışı satışlarını yüzde 40 artışla kapatma başarısı gösterdi.
Mehmet Güner Oğuz’un 1963 yılında İzmir’de kurduğu Krom-İş, 1977 yılında Oğuz Şanzıman olarak deniz şanzımanları üretmeye başladı. 1989 yılında da ikinci jenerasyon olarak şirket yönetimine geçen Mustafa Oğuz, Türkiye’de yatçılık sektöründeki hızlı gelişmeyi dikkate alarak Oğuz Marine unvanıyla şirketi krom yat aksesuarları üretimine yönlendirdi. Geçen 10 yıl içerisinde ürün gamını hızla genişleten Oğuz Marine, başta hidrolik dümen sistemleri, lumbuz, yelken vinci ve matafora olmak üzere her çeşit krom yat aksesuarın üretim ve satışını gerçekleştiriyor. Standart ürünlerde ISO 9001:2000 Kalite Sertifikası ile CE normunda ürünler üreten firma, son yıllarda ihracatta sağladığı hızlı büyüme ile dikkat çekiyor.
İlk ihracat deneyimlerinin 1998 yılına dayandığını söyleyen Oğuz Marine sahibi Mustafa Oğuz, o yıl İsrail’e 10 adet lumbuz sattıklarını ancak ihracat deneyimleri olmadığı için ürünleri başka bir ihracatçı firma üzerinden göndermek zorunda kaldıklarını belirtti. Yaşadıkları sıkıntı nedeniyle uzun süre ihracatla ilgilenmediklerini vurgulayan Oğuz, 2004 yılında bu kez daha organize bir şekilde yurtdışına açılmaya karar verdiklerini ve çalışmalarını bu yönde geliştirdiklerini belirterek, ” İhracata yönelik olarak web sitesi kurduk, katalog bastırdık ve yurtdışındaki fuarlara katılmaya başladık. Kısa bir bocalama dönemi yaşadık. Çünkü şirkette iyi seviyede İngilizce bilen eleman olmadığı için iş bağlantıları kuramıyorduk. Bu sorunu aşmak için 2006 yılında bugünkü ismiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi mezunu bir elemanı ihracat sorumlusu olarak işe aldıktan sonra ihracatta ciddi bir sıçrama yaşadık. 2006′dan itibaren 2009′a kadar her yıl ihracatımız yüzde 100 arttı. Krizin tüm dünyayı etkilediği 2009 yılında ise tüm olumsuz şartlara rağmen bizim ihracatımız yüzde 40 arttı” diye konuştu.

Norveç’e yelkin vinci yolluyor
Oğuz, özellikle Ortadoğu pazarında ciddi mesafe aldıklarını, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Yemen, Mısır ve İsrail’de güçlü müşteriler edindiklerini söyledi. Avrupa’ya da ürünlerini sattıklarını kaydeden Oğuz, Yunanistan, Hollanda, Ukrayna, Bulgaristan, Rusya ve Fransa’ya düzenli olarak satış yaptıklarını, Danimarka ve Norveç’e de müşterilerin özel talepleri doğrultusunda yelken vinci ve tutya ihraç ettiklerini dile getirdi. Oğuz, yeni müşterilere ulaşmak ve pazardaki gelişmeleri yakından takip etmek için yurtiçi ve yurtdışında birçok fuara katıldıklarını belirterek, şunları söyledi: “Avrasya Boat Show, Antalya Boat Show, Dubai Boat Show ve Amsterdam Boat Show’a katıldık. Avrasya fuarına 1998 yılından itibaren, Dubai fuarına da 5 yıldır düzenli olarak katılıyoruz. Bunun yanında ziyaretçi olarak da uluslararası önemli birçok fuara gidiyoruz.”
Oğuz, krom yat aksesuarları üretiminde ürünlerin estetik görüntüsünden ve kalitesinden ödün vermeden, fiyat avantajını da koruyarak geliştiklerini söyledi. Satış sonrasında müşteri memnuniyetini korumaya özen gösterdiklerini kaydeden Oğuz, yurtdışı pazarlardaki bayilerini artırmak için pazarlama çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Yurtiçinde 15 bayimiz var
İhracatta büyüdükleri dönemde iç pazarda ise taleplerin azaldığını söyleyen Oğuz, bir anlamda yurtdışı satışlarını artırarak Türkiye pazarında azalan satışları telafi ettiklerini dile getirdi. Oğuz, Türkiye’de geniş bir müşteri kitlesine sahip olduklarını belirterek, “Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz bölgelerindeki tekne üreticilerinin çoğu firmamızı tanıyor. İzmir’deki satış mağazamızda toptan ve perakende satış yapıyoruz. Bizden düzenli mal alan 15 bayimiz var. Fuarlarda yeni müşteriler ile bağlantılar kuruyoruz. Satışını yaptığımız ürünleri kargo veya müşterilerin istediği araçlarla gönderiyoruz” dedi.

70′e yakın çeşitle yurtdışına uzanıyor
Krom işinde Oğuz Marine kadar çok çeşitle çalışan başka bir firma olamayacağını savunan Mustafa Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ürün yelpazemiz çok geniş. 70 çeşide yakın ürünümüz var. En çok talep gören ürünlerimiz; başta hidrolik dümen sistemleri olmak üzere hatch ve lumbuz, yelken vinci, matafora, tutya ve babalar. Bunların dışında liftinler ve norsmenler, merdivenler, burun makaraları, kurtağızları, süzgeçler, vasistaslar, eksoz çıkışları, tutamaklar, tavan lambaları, çanlar, iskarmoz takımı, dolum kapakları, çapalar ve motor soğutma pompalarını üretiyoruz. Kriz nedeniyle bazı ürünlerin satışı yavaşladı. Ama hidrolik dümen sistemleri, tutya ve babalar halen en çok sattığımız ürünler. Hidrolik dümen sistemleri bizim en iddialı olduğumuz ürün. Bu üründe hem fiyat, hem de kalite olarak kullanıcıların aklına gelen ilk firmalar arasında yer alıyoruz.”

Haber: Sedat ALP-Dünya Gazetesi

Mersin marinasına kavuşuyor

mersin-marinaİhalesi 1994′te yapılmış olmasına rağmen çeşitli aksaklıklar nedeniyle bugüne kadar çalışmalarına başlanamayan Mersin marinasının temeli atıldı. Açılış törenine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı Doğu Akdeniz’in en büyük yat limanlarından birisi olarak kabul edilen MerSea’N Marina yaklaşık 220 dönüm arazi üzerine kurulacak.

 

Marina 500′ü denizde 500′ü de karada olmak üzere toplam bin yat bağlama kapasitesine sahip olacak. Yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan proje yaklaşık 10 milyon Euro’ya mal olacak. Mersin Yat Limanı İnşaatı Proje Müellifi Mimar Önder Kaya törende teknik bilgiler verdi. Yaklaşık 220 dönüm arazi üzerine kurulacak olan MerSea’N Marina’nın 10 bin metrekaresinin inşaat alanı olarak belirlendiğini kaydeden Kaya, yatçılara lojistik destek vermenin yanı sıra alışveriş, yeme içme ve yeşil alan hizmetleriyle kente hitap edecek bir yat limanı oluşturma gayretinde olduklarını söyledi. Projenin yapı kademelenmesi olarak çekek alanı, sosyal alan ve idari alan olmak üzere 3 alt kısma bölündüğünü açıklayan Kaya, Türkiye’deki mevcut marinalardan farklı bir mimari tasarım hazırladıklarını söyledi. Tasarımın hem şehirden hem de denizden algılanışında farklılıklar olacağını kaydeden Kaya, “Akdeniz mimarisine özgü çok modern bir yapı inşa etmeye çalışıyoruz” dedi. Mersin Valisi Hüseyin Aksoy ise bu yatırımın turizmin gelişmesi adına büyük önem taşıdığını söyledi.

Sırada Çukurova Havaalanı var
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, şu anda 45 olan 14 bin yat bağlama kapasiteli yat limanı sayısını süratle artıracaklarını, bağlama kapasitesini ilk etapta 20 bin yata çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Yıldırım, 2023 yılı için yat turizminde iddialı projeleri bulunduğunu ifade etti. Kapasiteyi 50 bine, yat turizminden elde edilen geliri ise 15 milyar dolara çıkarmayı istediklerini vurgulayan Yıldırım, “Ancak yap işlet devret modeliyle 9 adet yat limanının şu anda yapımı devam etmekte. En az 100 bin kişiye iş verecek, ekonomik büyüklüğü 1 milyar dolara yakın bir yat kapasitesi de elde edilecek” dedi.
Mersin’e hizmetlerin bunlarla da sınırlı olmadığını kaydeden Yıldırım, sırada Çukurova Havaalanı olduğunu söyledi. Kargılı mevkiine yapılacak olan havaalanının Temmuz - Ağustos aylarında ihalesine çıkılacağını açıklayan Yıldırım inşaata da bu yıl içinde başlanacağını kaydetti. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da sayılı havaalanlarından birisini gerçekleştireceklerini bildiren Binali Yıldırım şöyle konuştu: “Yap-işlet-devret modeliyle yapacağımız havaalanı Çukurova havzasında yaşayan 5 milyon vatandaşımıza hitap edecek. Başlangıç kapasitesi 5 milyon olmasına rağmen öyle bir proje yaptık ki yıllık kapasitesi 50 milyon olarak tasarladık. Airbus 380 ve Boeing 777 uçakları da bu havaalanına inebilecek. 3 bin 500 metre boyunda ve 60 metre genişliğinde bir piste sahip olacak. Bu, Türkiye’de bir ilktir. Tüm bu çalışmalar Mersin’in bunca yıl beklediğine değecek.”
Mersin’de Mersin Limanı’nın ardından Çukurova Havaalanı ihalesine de talip olduklarını açıklayan TAV ve Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, “Mersin’e gerekliydi. Adana her iki ili birden idare ediyordu. Her iki ilin ortasında yapılacak bir havaalanının son derece efektif olacağını düşünüyorum. 20-25 yıldır tartışılan bir konuydu. Bugün sonuçlanmış olması son derece önemli” değerlendirmesini yaptı.

Haber: Derya EĞRİCAN GÜLEÇ-Dünya

Peri ikinci tersaneyi devreye aldı

PERI YACHT PERI 29Antalya Serbest Bölgesi’nde üretim yapan Peri Yatçılık, kendisine gelen büyük yat talepleri nedeniyle bir tersane daha kiraladı. Firma halen iki tersanede beş lüks yat üretimini sürdürüyor.


Lüks yat üretimi alanında dünyanın önde gelen markaları arasına girmeyi başaran Peri Yatçılık, tersane sayısını ikiye çıkardı. Antalya Serbest Bölgesi’nde 5500 metrekarelik alanda üretim yapan Peri Yatçılık, kendisine gelen büyük yat talepleri nedeniyle bölgedeki 4500 metrekarelik bir tersaneyi kiralayarak toplam 10 bin metrekarelik alanda imalata başladı.
Halen iki tersanede boyu 29 ve 41 metre arasında değişen beş lüks yat üreten firma, bunlardan üçünü bu yıl içinde, ikisini ise 2011′de denize indirecek. 2008′de Cannes Yat Fuarı’nda Peri 29 modeli ile “Best Interior” (En İyi İç Dekorasyon), 2009′da yine aynı fuarda Peri 37 modeli ile “En İyi Tasarım” ödülünü kazanan Peri Yatçılık, 2010′un ilerleyen aylarında tamamlayacağı Peri 41 Triple Deck modeliyle Cannes, Monaco ve Cenova fuarlarına katılıp en az iki dalda ödül kazanmayı hedefliyor.

Yeni görüşmeler yapıyor

Peri Yatçılık Satış ve Pazarlama Direktörü Beril Öztunalı, sektörde genel trendin büyük yatlardan küçüklere doğru geçtiğini belirterek, “Ancak bize gelen talep ve siparişler daha büyük tekne yapmamız yönünde olduğundan, yeni bir tersaneyle imalatımızı daha da geliştirme kararı aldık” dedi. Global krizin lüks yat sektörünü olumsuz etkilediğini, 2010′un da 2009 yılı gibi geçmesini öngördüklerini kaydeden Öztunalı, mart-nisan aylarında pazarın gidişatının daha da netlik kazanacağını vurguladı. Hem maliyet avantajı hem kaliteleriyle diğer üreticilerden ayrıldıklarını kaydeden Öztunalı, “Halen siparişini önceden aldığımız 2 tane 29 metre, 2 tane 37 metre ve 1 tane de 41 metrelik yat imalatımız devam ediyor. Bu yıl 29 metrelik 2 tekneyi ve 41 metrelik tekneyi sahibine teslim edeceğiz” diye konuştu.

Geçen yıl dünyanın en prestijli yat fuarları olarak kabul edilen Monaco ve Cannes’a 29 ve 37 metre boylarındaki 2 yatla katıldıklarını vurgulayan Öztunalı, “Peri Yatçılık olarak fuarlarda ödül almayı gelenek haline getirdik. Monaco Prensi Albert II, eski F1 yarışçısı Alain Proust ve ünlü tenisçi Rafael Nadal gibi isimler, teknelerimizi ziyaret ederek çok beğendiklerini söyledi” dedi. Bu yıl Cenova fuarına ilk kez katılacaklarını dile getiren Öztunalı, yeni bir müşteriyle de 41 metrelik yat üretimi için görüşme halinde olduklarını vurguladı. Cote D’Azur Antibes’te Peri Yachts France firmasını kurduklarına da dikkat çeken Öztunalı, “Nice yakınlarındaki bu şirketimiz, Antalya’da ürettiğimiz yatların satışına yoğunlaşmakla beraber ‘exclusive charter’, ‘brokerage’, yat işletmeciliği ve danışmanlık faaliyetleri de yapıyor” dedi.

Maliyet avantajımız var

Devreye alınan yeni tersane ile siparişleri artık daha kolay karşılayacaklarını söyleyen Peri Yatçılık Tesis İşletme Koordinatörü Fikri Bayhan, 2 adet 37 metrelik tekne siparişlerinin global ekonomik krizin etkisini hissettirdiği bir zamanda alındığını vurguladı. Bayhan, Avrupa’daki tersanelere göre en büyük avantajlarının, ortalama yüzde 25 daha düşük olan işçilik maliyeti olduğunu söyledi. İtalya ve Avrupa’da işçilik maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle kompozit yerine, çalışması daha kolay olan polyesterin tercih edildiğini söyleyen Bayhan, iki tersanede 155 personel ve 45 taşeronla 190 kişinin istihdam edildiğini belirtti. Ünlü tasarımcı Selçuk Koçak başkanlığındaki “Scaro Design” ekibiyle çalıştıklarını belirten Bayhan, şöyle devam etti: “Teknelerimiz seri üretim ürünleri değil, yat tutkunları ve uzmanları için özenle imal edilmiş, detaylara önem verilen yatlar olarak fark yaratıyor. Sadece e-glass ve epoksi kompozit malzemeyle üretim yapmamız sayesinde başka malzemelerle üretilmiş aynı türde diğer yatlara oranla daha hafif, sağlam ve az yakıt harcayan yatlar üretiyoruz” dedi. Bayhan, ürettikleri teknelerin fiyatlarının özelliklerine göre 4 ile 14 milyon euro arasında değiştiğini sözlerine ekledi.

Haber: Referans

1.237 özel yat, Türk bayrağına geçti

maltesefalcon1Denizcilik Müsteşarlığı, KDV ve ÖTV indirimini düzenleyen Bakanlar Kurulu kararının son tarihi olan 30 Kasım 2009′a kadar bin 237 özel yatın, yabancı bayraktan Türk bayrağına geçtiğini bildirdi.

 

Teknelerin ithalinde KDV ve ÖTV indirimini düzenleyen Bakanlar Kurulu kararının son tarihi olan 30 Kasım 2009′a kadar bin 237 özel yatın, yabancı bayraktan Türk bayrağına geçtiği bildirilen açıklamada, ”Özel teknelerde yabancı bayraktan Türk bayrağına geçişteki yüzde 60′ın üzerindeki oranla hedefe ulaşıldığı değerlendirilmektedir” denildi.
Bağlama kütüklerine kaydolması gereken teknelerden 30 bin civarında teknenin bağlama kütüklerine kaydolduğuna, diğerlerinin de kaydolmaya devam ettiğine yer verilen açıklamada, ”Büyük tonajlı ticaret gemilerimizdeki duruma baktığımızda; arzumuz gemi işleticilerimizin işlettikleri tüm gemilerini Türk bayrağı altında işletmeleridir” ifadesi kullanıldı. Bunu sağlamak üzere, (vergi muafiyetleri ve yabancı personel çalıştırılabilmesini sağlamaya yönelik) Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu gibi gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapıldığı belirtilen açıklamada, Türk sahipli deniz ticaret filosunun, toplamda 15 milyon DWT üzerindeki tonajıyla dünya sıralamasında 16. sırada bulunduğuna işaret edildi.
Bunlardan Türk bayrağı taşıyan gemilerin toplam tonajının 7 milyon DWT civarında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, geri kalan 8.5 milyon DWT yabancı bayrakta olduğu, Türk işletmecilerin kontrolü altındaki yabancı bayrak taşıyan gemi tonajının, toplam tonajın yüzde 56’sını oluşturduğu anlatıldı. Bu oranın, yüzde 70.8 olan dünya ortalamasının altında olduğu belirtilen kararda, Yunanistan’ın deniz ticaret filosunun yüzde 69′unun, Almanya’nın yüzde 83′ünün, Japonya’nın yüzde 93′ünün yabancı bayrak altında işletildiği bildirildi. Açıklamada, gemi işleticilerinin, değişik sebepler nedeniyle işletmekte oldukları gemilere farklı ülke bayrağı çektikleri de ifade edildi.

Haber: Perşembe Rotası

200 tekne Türk bayrağına geçiyor

yat2Denizcilik Müsteşarı Hasan Naiboğlu, yabancı bayraklı teknelerin Türk bayrağına geçirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının ardından bir ay içerisinde 31 kayıt ve yaklaşık 200 başvuru yapıldığını bildirdi.

 

Naiboğlu, yaptığı açıklamada, 2002-2009 yılları arasında denizcilik sektöründe önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Denizcilik Müsteşarlığında görev yapan denizci kökenli personel sayısının
 yüzde 4′ten yüzde 27′e yükseldiğini belirten Naiboğlu, başlattıkları
 seferberlikle Paris Mutabakat Zaptı’nda ”kara listede” yer alan Türk ticaret
 filosunun, önce ”gri listeye”, bu yıl itibarıyla da ”beyaz listeye” çıktığını
 söyledi.
         Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın çabalarıyla 2004 yılında kabotaj
 hattında ÖTV’siz yakıt kullanılmasının büyük yarar sağladığını ifade eden
 Naiboğlu, ”Özellikle yolcu taşımacılığında, özellikle de Marmara’da çok önemli gelişmeler oldu. Gerek araç trafiğinde gerekse yolcu trafiğinde karadaki trafiğin denize aktarılmasında çok büyük gelişmeler oldu” diye konuştu.
         
Hasan Naiboğlu, yabancı bayraklı teknelerin Türk bayrağına geçirilmesi
 için Bakanlar Kurulu Kararı çıkarıldığını anımsatarak, şunları kaydet: ”Bakanlar Kurulu Kararı, Türk bayrağına geçişte ödenmesi gereken yüzde 18 KDV ve yüzde 8 ÖTV’nin kaldırılmasını öngörüyor. Bakanlar Kurulu, KDV’yi yüzde 1′e kadar indirmeye ve ÖTV’yi sıfırlamaya yetkili. Dolayısıyla KDV yüzde 1′e kadar indirildi, ÖTV de sıfırlandı. Buna bir tarih kondu. 30 Kasıma kadar geçmek şartıyla bu kolaylık sağlandı. Karar çıktıktan sonra bir ayda Türk bayrağına geçişte 31 kayıt ve yaklaşık 200 başvuru yapıldı.”
  
Bu tür çalışmaların vatandaşlar için yapıldığını anlatan Naiboğlu,
 ”Amatör denizciliğin önü açılsın ve insanlarımız yüzünü denize dönsün. Ne kadar çok insan yüzünü denize dönerse denizcilik pastasından alınan pay o kadar büyür.

Müsteşarlık, tekneleri milli bayrağa geçirmede kararlı

yat-bayraklariDenizcilik Müsteşarlığı, sahibi Türk olan ancak yabancı bayrak taşıyan yat ve teknelerin, Türk bayrağına geçmesi için atağa kalktı. Müsteşarlık, yabancı bayrak taşıyan tekne ve yat sahipleriyle yüz yüze görüşecek.

 

Hükümet, önce yat ve teknelerin Motorlu Taşıtlar Vergisi’ni sıfırladı. Arkasından da KDV ve ÖTV’yi yüzde 26′dan l’e çekti. Vergi avantajı sağlayan düzenlemelerle yaklaşık 3-4 bin tekne ve geminin Türk bayrağına geçmesi hedefleniyordu. Buna rağmen Türk yat sahipleri, Türk bayrağını tercih etmedi.

Denizcilik Müsteşarlığı, vergi indiriminin iyi anlatılamadığını düşünerek, çareyi tekne ve yat sahipleriyle yüz yüze görüşmekte arıyor. Müsteşar Hasan Naiboğlu, vergi indiriminin yürürlüğe girmesinden sonra, Türk bayrağına geçmek için müracaatta bulunan tekne ve yat sayısının sadece 5 olduğuna dikkat çekerek, “Artık yüz yüze görüşme bir zaruret halini almıştır.” dedi.

Naiboğlu, şunları söyledi: “Endişelerin başında, ‘vergilerin geri getirileceği’ düşüncesi var. Vergilerin geri getirilmesi söz konusu değil. Vergi indirimindeki hedef amatör denizciliğin önünü açmak ve yabancı bayrak taşıyan yat ve teknelerin Türk bayrağına geçmesini sağlamaktı. Şimdi devlet niye kendisiyle ters düşsün?”

Haber: Zaman

Çeşme Marina’nın inşaatı 10 Ekim’de başlıyor

cesmeIC İbrahim Çeçen Holding’in, Camper&Nicholsons Marinas International ortaklığıyla Özelleştirme İdaresi’nden 25 yıllığına yap-işlet-devret modeli ile kiraladığı Çeşme Marina’nın inşaatına 10 Ekim’de başlanıyor.

 

8 ayda tamamlanması planlanan Çeşme Marina’nın Mayıs 2010′da açılması hedefleniyor. Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Çeşme’de, yatçılık turizmini güçlendirmesi beklenen tesisin maksimum büyüklüğü 60 metre olacak. Çeşme Marina’da denizde 400, karada 100 tekne kapasitesi ve yatçıların ihtiyaç duyacağı tüm hizmetlerin yer alması öngörülüyor. IC Holding ve IC Çeşme Marina Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Çeçen, sadece yatçılara değil, tüm Çeşme’ye kaliteli bir hizmet anlayışı sunmayı hedeflediklerini belirterek, marinada alışveriş merkezi, farklı zevklere hitap eden restoran, kafe ve barlar, spor ve sağlıklı yaşam merkezi, yat kulüp gibi hizmetlerin de sunulacağını söyledi. Ege Denizi’nin ortasındaki stratejik konumunun yanında, Çeşme’nin otantikliği, korunmuş olması, kalabalık ve ticari olmaması sebebiyle de Çeşme Marina’nın uluslararası yatçılık platformunda farklılık yaratacağını aktaran Çeçen, “Uluslararası bir su sporları merkezi ve yelken yarışlarının uğrak noktası olan Çeşme’ye, yeni organizasyonlar kazandırmak ve yelken sporunun da merkezi haline getirmek hedefinde olan Çeşme Marina, kurduğu yat kulübü ile her yaştan yelken severleri biraraya getirmeyi planlıyor” dedi.

Fransa’da Türkiye standına yoğun ilgi

la23 – 28 Eylül 2009 tarihleri arasından Fransa’nın Atlantik sahilindeki şirin ilinde bu yıl 37. si düzenlenen La Rochelle, Grand Pavois Deniz Turizmi Fuarı’nda TÜRKİYE Onur Konuğu ülke olarak yer aldı.

 

Fuar organizasyon komitesi tarafından onur konuğu ülkeye tahsis edilen 700 m2 Stand Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dekore edildi. İMEAK Deniz Ticaret Odası tarafından yapılan düzenlemeyle 20 farklı firma ve kuruluşun yer aldığı fuarda ülkemizin tanıtımı sağlandı.

Avrupa’nın en büyük marinalarından biri olan La Rochelle yeni marina içinde kurulu olan fuar alanı, 6 gün süresince 100.000 üzerinde ziyaretçi kabul etti.

300 adedi denizde olmak üzere 700 teknenin sergilendiği fuarda, 35 farklı ülkeden 860 katılımcı yer aldı.

Fuarın ilk günü, Türkiye Standı ziyaretçi akınına uğradı. Konuklara Ney ile canlı performansın sunulduğu alanda Türk müziğinden örnekler dinletildi. Stand içinde bulunan Türk restoranında konuklar Türk mutfağının güzel yemeklerini tatma  imkanı buldular.

Megayat üreticileri hedef büyüttü

PERI YACHT PERI 29Türkiye, son 10 yılda yat ve tekne endüstrisinde, özellikle de “Mega Yat” olarak tabir edilen 30 metre üzeri yatların imalatında büyük ivme yakaladı. Mega Yat üretimi alanında dünya liderleri arasında yer alan yat ve tekne üretimi endüstrisi 2009 yılında küresel ekonomik durgunluğa rağmen ülkemize yaklaşık 2,5 milyar dolar ihracat geliri sağlayacak.

Yat ve tekne endüstrisinin nabzı, NTSR Fuarcılık tarafından 21 – 26 Ekim tarihleri arasında MARINTURK Istanbul City Port’da düzenlenecek Uluslararası İstanbul Boat Show’da atacak. 200’ün üzerindeki firmanın, 600’den fazla marka ile ürün ve hizmetlerini sergileyeceği fuarda, mega yatların yanı sıra, boyları 3 metreden 30 metreye değişen yerli üretim ve ithal yatlar, tekne malzemeleri, aksesuarları ve hizmet sağlayan firmalar 50.000’i aşkın Türk ve yabancı ziyaretçi ile buluşacak. Boat Show’un bu yıl ilk kez denizde düzenlenmesi, boyları 58 metreye ulaşan mega yatların sergilenmesine de olanak verecek.
1 Eylül 2009, İstanbul; 1980 yılından bu yana NTSR Fuarcılık tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Boat Show, son yıllarda büyük bir atılımla büyüklüğü yaklaşık 4 milyar dolara ulaşan ve yılda yaklaşık 2,5 milyar dolar ihracat geliri sağlayan Türk yat ve tekne endüstrisinin rekabet gücüne katkı yapıyor.

“Yakın coğrafyamızda rakibimiz olabilecek ülkelerden ilerideyiz”

NTSR Fuarcılık Genel Müdürü Serkan Tığlıoğlu, son yıllarda Doğu Avrupa, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu Bölgelerinde yat ve tekne endüstrisinde güçlü bir rekabet oluşmakta olduğunu ve ülkemizin bu rekabette öne geçmesini sağlayacak avantajlara sahip olduğunu dile getirdi.
“Avrupa ve Amerika pazarlarında ekonomik krizin etkileri hissedilirken, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere, yakın coğrafyamızdaki ülkeler giderek güçlü bir pazar yapısı sergiliyorlar. Önümüzdeki dönemde, küresel ekonomik koşulların da daha iyiye gitmesi ile bu pazarın önemi daha da artacak” diyen Tığlıoğlu, Türkiye’nin yat ve yat malzemeleri üretim gücü ile bu pazarın en güçlü oyuncusu olma şansına sahip olduğunu dile getirdi.
Tığlıoğlu, pazarda rekabet avantajı kazanmak için tanıtım etkinliklerinin önemine dikkat çekti. “Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri, dünyanın en önemli yat yarışı Amerika Kupası’nın bu ülkede yapılmasını sağlamak için ciddi bir yatırım ve lobi atağı yaptı” diyen Tığlıoğlu, 1980’den bu yana düzenlenen Uluslararası Istanbul Boat Show’un, dünyanın saygın sektörel buluşmaları arasında yer aldığını söyledi.

Tığlıoğlu, uluslararası Istanbul Boat Show’un bu yıl ilk kez denizde düzenlenecek olmasının, boyları 58 metreye ulaşan mega yatların ilk kez sergilenebilmesine olanak sağlayacağını dile getirdi. Serkan Tığlıoğlu, bunun önemini şu şekilde açıkladı: “Bugün Avrupa’nın pek çok önemli fuarı kapalı alanlarda sıkışıp kalmış durumda. Buralarda en fazla  20 metrelik tekneler sergilenebiliyor. Oysa biz, 21 – 26 Ekim tarihleri arasında MARINTURK Istanbul City Port’da yat ve tekne endüstrisinin en Premium ürünleri olan mega yatları sergileyebileceğiz. Türkiye, mega yat üretiminde dünya liderleri arasında yer alıyor. Bugün herkes bu süper teknelerimizi biliyor ama ülkemizde başka tekneler de üretiliyor. Çevre ülkelerden mega yatları görmek için fuara gelen, en üst düzeyde satın alma gücüne sahip tekne meraklılarının, yat ve tekne endüstrimiz için büyük bir potansiyel sağlayacağını düşünüyorum. Böylece mega yatların rekabet gücünü, tüm endüstriye yayacağız.”

Tığlıoğlu, NTSR Fuarcılık olarak Uluslararası Boat Show Organizatörleri Federasyonu IFBSO’nun Türkiye’deki tek üyesi olan Uluslararası Istanbul Boat Show’u, önümüzdeki dönemde dünyanın bu alanda en önemli 3 fuarından biri haline getirmeyi hedeflediklerini de belirtti.
Tığlıoğlu şunları söyledi: “Bir yandan Türkiye denizlerinin ve kıyılarının doğal güzelliği ile bir cazibe merkezi olarak değerini giderek artırırken, diğer yandan da ülkemizde yat ve tekne endüstrisi ve pazarı giderek büyüyor. Bu alanda ihracat gücümüz de artıyor. Hedefimiz, Uluslararası Istanbul Boat Show’a dünyanın en önemli 3 fuarı arasında bir yer kazandırmak. Böylece, bugün 2,5 milyar düzeyinde olan ülkemizin bu alandaki ihracatının da artmasına destek sağlayacağız.”

REKLAM

Giriş