Yazan marinewinds
Ekonomi, Gemi Finansı, Güncel
Eyl 4, 2010
Gemi finansmanında dünyanın önde gelen bankası Alman HSH Nordbank müşterilerine yeni kredi vermeyeceğini açıkladı. Bankanın kredi yetkilisi Torstan Temp geçtiğimiz hafta Hamburg’da yaptığı açıklamada, varolan müşterilerine yeni kredi vermeyeceğini ancak, kiriz süresince de müşterilerini yalnız bırakmayarak kriz öncesi yapılan kredi sözleşmelerinin devam edeceğini söyledi. Şuanda dünya çapında 30 milyar Euro bütçe ile 3 bin 200 geminin finansmanını sağlayan banka, toplam bilançosunu yarılamak zorunda kaldığı için gemi finansmanı bölümüne de 8 milyar bütçe ayıracağını açıkladı. Temp ayrıca, HSH Nordbank’ın orta vadede dünyanın en büyük gemi finansmanı olamayacağını fakat ilk beşteki yerini korumaya devam edeceğini de ifade etti.
Yazan marinewinds
Deniz Ticareti, Güncel
Eyl 4, 2010
120 araç ve 250 yolcu taşıma kapasitesine sahip gazla çalışan feribot inşa eden Western Shipyard, dünyanın en büyük gazla çalışan (LNG) feribotunu ve iki kuru yük gemisi üretimine başlamayı planlıyor.
Klaipeda liman işletmeleri tarafından verilen bilgiye göre Litvanya merkezli gemi yapım şirketi Western Shipyard (Vakaru Laivu Gamykla) Western Shipbuilding Yard (WSY) iştirakiyle gazla çalışan “1/A/1” sınıfı feribot inşaatını tamamladı. Yapılan açıklamada aracın Western Shipyard işletmesinde tamamlanan 22. feribot olduğu belirtildi. Söz konusu araç ve yolcu feribotunun ilk bölümünün inşası ve montajı Klaipeda’da yapıldı. Kalan bölümlerin inşa ve montajı % 50 ortaklık payıyla bir Norveç şirketi olan Fiskerstrand BLRT tarafından tamamlanacak.
Feribotun inşasına dair anlaşma Mart 2009 tarihinde imzalanmıştı. Gazla (LNG) çalışan feribotun üretimi yaklaşık 8 ay sürdü. Sözleşme gereği feribotun Ocak 2011 tarihinde sahibine teslim edilmesi planlanıyor. Sözleşmede belirtilen anlaşma şartlarına göre, Western Shipbuilding Yard gövde ve güverte inşası-montajı, soğutucu pompa montajı, havalandırma ekipmanı ve 28 bin litrelik boya kullanarak boyama çalışmalarını tamamladı.
Feribotun inşası sırasında 1230 ton çelik kullanıldı. Sıhhi montaj, drenaj, yakıt, soğutma, balast ve diğer ana sistemlerin imalatı da bu şirket tarafından gerçekleştirildi. 120 araç ve 250 yolcu taşıma kapasitesine sahip feribot bir Norveç şirketi olan Fosen Namsos SJ için üretildi. Bu çalışma WSY’nin Fosen Namsos SJ ile ilk ortaklığı. Fosen Namsos sekiz feribot ve beş sürat teknesi ile 18 farklı güzergahta hizmet veren bir ulaşım şirketi olarak tanınıyor. Feribot konsepti Fiskerstrand BLRT tarafından geliştirilirken dizayn çalışmaları da Norveç merkezli deneyimli bir gemi dizaynı şirketi olan “Multi Maritime” tarafından yapıldı. Feribotun iç uzunluğu 109 metre, genişliği 16.8 metre ve hızı 13 knot. Hallhjem ile Vage Hordaland County arasında çalışacak ve Norveç fiyortları güzergahında seyredececek feribot, tahrik sistemi itibariyle “çevre dostu” olarak tanımlanıyor. Çünkü LNG yakıtlı motor “Yeşil Yakıt/Motor” konseptine tamamen uygun. Bir Estonya şirketi olan Saaremaa Shipping Company Ltd. üçüncü feribot üretimi çalışmalarını Western Shipyard işletmesinde halen yürütmekte.
Gazla çalışan iki kuru yük gemisi üretecek
Yapılan açıklamalara göre tersane, yakın bir zamanda dünyanın en büyük gazla çalışan (LNG) feribotunu ve iki kuru yük gemisi üretimine başlamayı planlıyor. Aynı zamanda şirket, üretilmesi gereken diğer feribot siparişlerinin de hazırlık çalışmalarını başlatmış durumda. Western Shipyard son üç yılda gemi inşa alanında tam 12 projeyi tamamlamayı başardı. Western Shipyard Grubu şirketinin temsilcileri kendi web sayfalarında da belirttikleri üzere 23 şirketten oluşmakta. Şirket 1969 yılında kurulmuş ve 2001 yılında Estonya BLRT Grup tarafından yapılan yatırımla özelleştirilmiş. Western Shipyard Grubunun ana aktiviteleri; gemi onarım ve modifikasyonu, gemi inşaatı, depolama ve yükleme işlemi, çelik konstrüksiyon, sıcak galvanizleme, ulaştırma hizmetleri ve danışmanlık olarak belirtiliyor. Şirket özelleştikten sonra profilini korumuş ve Avrupa ülkeleri pazarında da faaliyet göstermeye başlamakla birlikte müşterilerin ihtiyaçlarına göre kendini geliştirmiş. Gelirin ve gemi inşa faaliyetlerinin sayısının çoğalması şirketin yeni stratejik çalışmalar uygulamasına sebep olmuş. Üretimde kalite politikaları üretim zamanını azaltmış böylece onarılan ve inşa edilen gemilerin sayıları artmış. Bunun da şirketin gelişmesinde büyük bir rol oynadığı Western Shipyard yetkilileri tarafından sıkça dile getiriliyor. Yapılan yatırımlar ve yenilikler ile firma gemi sahipleri tarafından tercih edilir konuma gelmiş ve şirketin gemi onarımındaki konumu da güçlendirilmiş. Bu gelişme de şirketin asıl hedefi olan “müşteri ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılama” konusunda başarıya ulaşmayı kolaylaştırmış.
CEM TOP/Perşembe Rotası
Yazan marinewinds
Güncel, Konteyner, Liman
Eyl 4, 2010
Asyaport’ta 2013′te 200 bin teu’su yurtiçine olmak üzere 500 bin teu transit konteyner hareketi öngörülüyor. Bu rakamın 2014′te transitte 800.000 teu’ya yükseleceği, toplam hareketin ise 1 milyon 300 bin teu’ya çıkacağı, 2015 yılında ise sadece transit konteyner hareketinin 1 milyon 200 bin teu’yu bulacağı belirtiliyor.
Tekirdağ’ın Barbaros kasabası sahillerinde kurulacak olan Asyaport yatırımına ait teşvik onay kararı Hazine Müsteşarlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü’nün 19 Aralık 2009 tarihli yazısıyla yayımlandı. Komple liman ve ulaştırma yatırımı olan Asyaport’un inşaat bitiş tarihi 11 Eylül 2013 olarak planlanırken, sabit toplam yatırım 554 milyon lirayı bulacak. Asyaport’un Türkiye’nin en büyük konteyner limanı olacağı ifade ediliyor.
Ana şirket MSC - Mediterranean Shipping Grubu’na bağlı TIL - Terminal International Limitet ve GTL - Global Terminal Limitet yatırım ve işletme portföyündeki yatırımı paylaşıyor. GTL - Global Terminal Ltd. ortak şirket TIL - Terminal Investment Ltd. ile dünyanın en büyük liman işletmecisi grup olarak biliniyor. GTL’nin 18 ülkede işletmesinde bulunan liman sayısı 24. “Greenfiel Projesi” olarak adlandırılan İspanya’da Valencia ve Brezilya’da Navegantes liman işletmeleri ile Rusya, Fransa, Hindistan ve Afrika’da halen üzerinde çalışan liman işletme yatırımları bulunuyor.
Bu limanı tercihli transit terminali seçen MSC ise dünyanın en büyük ikinci düzenli hat şirketi durumunda. Dünya konteynerli yük taşımacılığının yüzde 12’sine hâkim olan MSC’nin filosunda halen 1.5 milyon teu kapasitesine sahip 321 konteyner gemisi var. 1970 yılında 7 konteyner gemisine sahip olan MSC, hızlı büyüme ile dünya ikinciliğine çıktı. Uluslararası terminal işletmesi TIL Grup’un muhtelif ülkelerde liman işletmeciliği yapan şirketi olan TIL, halen MSC’nin Avrupa’daki ana limanı Antwerp, Almanya’da Bremerhaven, ABD’de Seattle, Litvanya’da Kleidepa, Fransa’da Le Havre, Hollanda Rotterdam’da ETC Don, İstanbul’da Marport, İspanya’da MSCTV, Las Palmas’ta OPCSA, Portekiz’de PSA Sinet, Lagos’ta PCHS ve ABD’de Long Beach SSA Pier A terminallerinin işletmecisi olarak servis veriyor. TIL’nin diğer yatırımları ise Brezilya Santos’ta BTP, Lome’de LCT, Hindistan’da Mundra, Rusya Lomonosov’da LFT, Fransa Fos Marsilya’da Fos 2XL terminal yatırımları bulunuyor.
GTL ile TIL’nin dünya üzerinde Kanada’da yüzde 33 sahibi olduğu Kanada Montreal, yüzde 50 sahibi olduğu ABD Newark, yüzde 49 sahibi olduğu Bahamas Freeport, Brezilya’daki tamamına sahip olduğu Santos, yüzde 50’sine sahip olduğu Navegantes, Türkiye’deki yüzde 50’sine sahip olduğu Marport, Çin’deki yüzde 50’sine sahip olduğu Qingdao, Togo’daki tamamına sahip olduğu Lome, Litvania’da yüzde 96’sına sahip olduğu Kilpeda, Çin’de yüzde 50’sine sahip olduğu Ningbo gibi çok önemli liman yatırımları ve işletmeciliği var.
Asyaport’un hedefi 2 milyon teu
Asyaport için yapılan değerlendirmelere göre 2013′te 200.000 teu yurtiçine olmak üzere 500.000 teu transit konteyner hareketi öngörülüyor. Bu rakamlar 2014′te transitte 800.000 teu’ya yükselirken, toplamın 1.300.000 teu’ya çıkacağı, 2015′te ise sadece transit konteyner hareketinin 1.2 milyon teu’yu bulacağı ifade ediliyor.
Türkiye’nin ve Karadeniz’e sahili olan çevre ülkelerin ekonomik kalkınması dikkate alınarak yapılan hesaplamalarda, 2015′ten 2031 yılına kadar Asyaport’un yıllık transit konteyner elleçlemesi 1.2-1.3 milyon teu, yurtiçi konteyner elleçlemesi 620.000 teu olarak verilmekte. 2015-2031 yılları için varsayılan azami kapasite ise 2 milyon teu.
Global Terminal Ltd. Asyaport’un sermaye artırımı yoluyla yüzde 70′ine resmen ortak olarak Avrupa Kalkınma Bankası’yla müzakerelerine devam ediyor. GTL’nin sahibi Maritime Holding olmakta. Ancak yatırımın kaynağını meydana getiren ana şirket ise bir dünya denizcilik devi olarak MSC gösteriliyor.
Projenin gerçekleşebilmesi için öngörülen sürenin dört yıl gibi devamlı bir yatırım dönemi olduğu belirtilirken, yapılan karşılaştırmada Ambarlı Limanlar bölgesinin İstanbul gibi metropolün sanayi ve ticaret potansiyeline dönük ithalat ve ihracat yükleri için ana liman önemi taşıdığı, Asyaport’un en büyük özelliğinin 14.000 teu’lara giden gemilerle çok daha ekonomik ve transit liman anlayışıyla hizmet vermek olduğu hatırlatıldı.
Yazan marinewinds
Ekonomi, Güncel, Tanker
Ağu 15, 2010
Koç grubunun enerji alanındaki amiral gemisi şirketlerinden LPG devi Aygaz, sahip olduğu 4 tanker için bu ay 4 ayrı şirket birden kurdu.
Tankerlerin faaliyetlerini yürütecek olan şirketlere, ‘Kuzguncuk Tankercilik’, ‘Kuleli Tankercilik’, ‘Kandilli Tankercilik’ ve ‘Anadoluhisarı Tankercilik’ adları verildi. Koç grubuna ait rafineri devi Tüpraş’ın da sahip olduğu 3 tanker için ‘Kadıköy Tankercilik’, ‘Üsküdar Tankercilik’ ve ‘Beykoz Tankercilik’ firmaları faaliyet gösteriyor. Böylece, Kadıköy’den Beykoz’a kadar Boğaz’ın 7 semti, Koç grubunun 7 tankercilik şirketine ilham kaynağı oldu.
Yedi tankeri var
Aygaz’ın yeni kurduğu 4 firmasının başkanlığına Aygaz Genel Müdürü Yağız Eyüboğlu getirildi. Türkiye’de LPG deniz filosuna sahip ilk şirket olan Aygaz, 4 LPG gemisiyle hem ithalat yapıyor ve hem LPG ikmali sağlıyor. İsimleri Aygaz 4, Aygaz 5, Aygaz 6 ve Aygaz 7 olan tankerlerin 18 bin 500 metreküp taşıma kapasitesi var. Aygaz, 2009 yılında tankerleriyle 4.2 milyon dolar yurtdışı navlun geliri elde etti. Yüzde 29.8 pazar payıyla LPG’de sektör lideri olan Aygaz’ın satış hacmi 1.08 milyon ton civarında. Aygaz’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Rahmi Koç, Başkan Vekilliği’ni ise oğlu Ömer Koç yapıyor.
Türkiye’nin akaryakıt ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayan Tüpraş’ın sahip olduğu gemiler ise 177 bin 380 metreküp taşıma kapasiteli Cumhuriyet, 12 bin 677 metreküp kapasiteli Sevgi ve aynı kapasiteye sahip olan Gönül adlı petrol tankerleri. Tankerler, taşımacılığın yanı sıra zaman ve sefer esaslı olarak kiralanıyor.
Yazan marinewinds
Ekonomi, Güncel, Kuru yük
Ağu 14, 2010
Dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından biri olan Rusya, yaşanan kuraklık nedeniyle 15 Ağustos itibariyle yıl sonuna kadar tahıl ihracatını yasakladığını bildirdi. Diğer iki önemli buğday ihracatçılarından Ukrayna, ihracatı yasaklamayacağını söylese de azaltacağına dair sinyal verdi. Kazakistan’dan ise henüz bir açıklama gelmedi.
Marvel Denizcilik ve Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Levent Karaçelik, “Ukrayna ve Kazakistan da benzer bir karar alabilir” derken, İstanbul Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Salih Zeki Çakır, Rusya’nın geçmiş yıllarda da benzeri uygulamada geri adım attığını ifade etti. Çakır: “Tahıl rekoltesi nispeten iyi durumda olan Kuzey Avrupa, Kanada, USA buğday stokçularının/spekülatörlerinin bu durum karsısında ellerini ovuşturduğu ifade ediliyor” diye konuştu.
Limanlarda 600 bin ton buğday bekliyor
Rusya’da 600 bin tondan fazla buğday limanlardan sevk edilmek için bekliyor fakat yasağının yürürlüğe gireceği 15 Ağustos öncesinde buğdayları nakletmek için yeterli ihracat kapasitesi bulunmuyor.
Haberin ayrıntıları 12 Ağustos tarihli Perşembe Rotası’nda
Yazan marinewinds
Deniz Ticareti, Ekonomi, Güncel
Ağu 14, 2010
Şiddetli kuraklığın hububat ürünleri ekili alanlara zarar vermesi nedeniyle Rusya’dan sonra Ukrayna ve Kazakistan’nın da hububat ihracatını kısıtlama yoluna gidebilir. Dünyanın bir numaralı arpa ve altıncı büyük buğday ihracatçısı Ukrayna’nın Tarım Bakanı Mykola Prysyazhnyuk düzenlediği basın toplantısında, kış aylarında don ve yazın ise kurak havanın hububat ürünleri ekili alanlara zarar verdiğini, hububat ihracatına kota konulmasına ilişkin nihai kararı gelecek hafta vereceklerini söyledi.
“Kota uygulanacaksa bu buğdaya olacak” diyen Prysyazhnyuk, ancak kota kararından mısır ve diğer hububat ürünlerinin de etkilenebileceğini belirtti. Prysyazhnyuk, “İlk kota teklifi 7-8 milyon ton olabilir. Bu bütün hububat ürünleri için. Nihai kota miktarı mısır hasadından sonra belli olabilir” dedi. Ukrayna’nın bu yıl hububat hasadının 40-42 milyon tonu bulabileceği belirtiliyor. Bu miktar geçen yıla göre yüzde 13 daha az. Ukrayna’nın ihtiyacı ise 26 milyon tonu buluyor.
Kuraklığın vurduğu Kazakistan’ın da hububat satışlarına kısıtlama getirebileceği belirtildi. Kazakistan Hububat Birliği Başkanı Nurlan Tleubayev, en büyük 10 buğday ihracatçısından biri olan Kazakistan’da düşük hasadın üretim fazlasını azaltacağını ve yüksek ulaştırma maliyetlerini ayarlamak için fiyatların çok düşük seviyelerde bulunduğunu, en önemli konunun fiyat olduğunu söyledi.
ABD’nin buğday, mısır satışları arttı
Bu arada ABD’nin buğday ve mısır ihracatı arttı. ABD’li ihracatçılar 2007 yılından bu yana ilk kez bir günde en büyük mısır ihracatı yaptılar. Mısırın çiftlik hayvanlarının beslenmesinde buğdayın yerini alabileceği belirtildi.
ABD buğdayının kilesi 6.95 dolardan işlem gördü. Geçen hafta buğdayın kilesi 8.41 dolarla zirve yapmıştı. Buğday fiyatının yükselmesinde 130 yılın en kötü kuraklığını yaşayan dünyanın üçüncü büyük buğday ihracatçısı Rusya’nın 15 Ağustos-31 Aralık arasında buğday ve un ihracatını yasaklaması etkili olmuştu.
Dünya Bankası ülkelere hububat ihracatını yasaklamaması çağrısında bulunmuştu. Dünyanın bir numaralı buğday ihracatçısı ABD’nin üretim fazlasının buğday fiyatlarının artmasını önlemesi bekleniyor. Buğday fiyatlarının kilesi 2008 yılında 13 dolara fırlamıştı. Kuraklığın önemli buğday ihracatçısı Rusya’da hasadı olumsuz etkilemesi nedeniyle küresel buğday üretiminin üç yıldaki en düşük seviyesini bulması bekleniyor. Ancak stokların tatminkar seviyelerde kalacağı tahmin ediliyor.
Yazan marinewinds
Deniz Ticareti, Röportaj
Ağu 4, 2010
Kurmuş olduğu doğru ekiple Türk denizcilik sektöründe bir çığır açan ve işadamlarının yüzünü denize döndürmesine büyük katkı sağlayan armatör Yalçın Sabancı’yı sahip olduğu gemilerden çok eğitime sağladığı katkılarla sayfalarımıza taşımak istedik. Çünkü 1999 yılında şirketi, 6 yıl sonra da kendi adını taşıyan eğitim vakfını kurdu. Krizde dahi 1,5 milyon TL burs veren Yalçın Sabancı Eğitim Vakfı, 5 yılda 664 öğrenciye 5 milyon TL eğitim bursu verdi.
Kuruldukları yıl 72 bursla başladıklarını söyleyen Yalçın Sabancı, ‘Vakfımız 5 yılda 5 milyon TL burs vererek kabiliyetli ama maddi imkandan yoksun çocuklarımızın eğitimlerine devam etmelerine katkı sağladık. Türkiye’nin tüm bölgelerinden seçilen Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, milli duygulara sahip, sağlam karakterli, güvenilir ve başarılı ancak maddi desteğe ihtiyacı olan öğrencilere verdiğimiz karşılıksız bursları her yıl arttırarak daha çok öğrenciyi eğitim imkânına kavuşturmaya devam edeceğiz’ diyor.
Sabancı Holding grubunun en büyük birimi tekstil bölümünde 39 yıl yöneticilik yapan Sabancı, 55 yaşında emekli olmaya karar vermiş. Seyahata çıkarak dinlenmeye karar verse de yıllardır çalışmaya alışmış bünye sıkılmaya başlamış. Emekli olduğu holdinge geri dönmek istemedi ve kendi işini kurmaya karar verdi. 1999 yılında inşaat ve denizcilik sektörüne girerek yatırımlarına başladı. “Denizcilik sektörüne girince Türkiye’nin dünya denizciliğindeki payının çok küçük olduğunu gördüm” diyen Sabancı, bu sektörde çok büyük boşluklar gördüğünü belirterek şöyle devam etti: “500 milyar dolarlık deniz taşımacılığındaki pastasından Yunanlı armatörler % 35 pay alırken Türk armatörlerin payı sadece yarımdı Şimdi payımız ancak 2’ye gelebilmiştir. Bugün Türk deniz ticaret filosundan büyük filoya sahip muhtelif Yunanlı armatörler var. Ben denizciliğe girdiğimde, benim tek eksikliğim bu işin çıraklığını almamaktı. Yüzmeyi bilmeyen armatör diye bazen takılırlar. Ama herkesten çok çalışıyorum ve her geçen gün denizciliği biraz daha öğreniyorum. Şuan filomuzdaki gemi sayısı 27’yi, taşıma kapasitemiz de 2 milyon dwt’i aştı.”
Uluslararası, ufku açık olan sektörde diğer boşluğun ise eğitimli gemiadamı alanında olduğunu söyleyen Sabancı, “Türkiye’de büyük bir genç nüfus ve işsizlik var. Dünya denizcilik sektöründe ise eleman ihtiyacı var. Eğer yeterli sayıda eğitimli gemiadamı zabiti yetiştirebilirsek dünya denizciliğine de eleman gönderebiliriz” diyor. Aslında sadece söylemiyor Sabancı. Taşın altına elini çoktan koymuş ve bir eğitim merkezinin inşaatına çoktan başlamış.
Üniversiteye dönüşebilir
Başarılı öğrencilere burs veren armatör Yalçın Sabancı, şimdi de Türkiye’de bir ilke imza atarak kuracağı eğitim merkezi ile de denizci yetiştirecek. Aslında YASA Denizcilik, denizci eğitimine 2008 yılında başlamıştı. ‘Maviye Davet’ projesiyle üniversitelerin makine mühendisliğinden mezun insanlara, burs verilerek STCW’nin ön gördüğü denizcilik derslerini tamamlamaları sağlandı ve 20 mühendise gemilerinde istihdam yarattı. Bu proje kapsamında kurslara devam eden halen 30’un üstünde makine mühendisi var. Önce kendi filosu için denizci yetiştirmeye yönelik eğitime soyunan Sabancı, şimdi de Türk ve dünya denizciliğine güverte ve makine zabitleri yetiştirmek için eğitim yatırımına başladı. Tam donanımlı bir denizcilik eğitim merkezinin inşasına başlayan Yalçın Sabancı’nın eğitim merkezini bir teknik üniversiteye dönüştürme planı da var. Şuan eğitim merkezinde 5 kişilik bir eğitmen kadrosu var ama onun için şirket ve gemilerde çalışan denizci kökenli insanların hepsi birer eğitmen olma potansiyeline sahip.
Başarının kısa hikayesi
Dört kişilik bir ekiple kurulan ve Japonya’ya 52.000 dwt’luk dökme kuru yük gemisiyle başlayan YASA Denizcilik’in serüveni kısa zamanda bir başarı hikayesine dönüştü. YASA, kurulduğu yıl ilk beş yıl için 1 milyon, 15 yıl sonunda ise 5 milyon dwt’lik bir filo hedefliyordu ve ilk beş senenin sonunda 1,3 milyon dwt’lik bir filoya ulaştı. İlk yıllarda sipariş edilen 52.000 dwt’lik gemilerin tonajları büyüyerek 200.000 dwt’leri aştı ve 11senede 2 milyon dwt taşıma kapasitesine sahip 27 gemiden oluşan bir filo kuruldu. Şirketin filosunda en çok dikkat çeken nokta ise filoda ikinci el alınmış gemi olmaması. Şirketin tersanelerdeki siparişleriyle filodaki gemi sayısı ise 35’i buluyor.
Eğitim burslarına nasıl başvurulabilir?
Yalçın Sabancı Eğitim Vakfı burs başvuruları, ilk ve orta öğretim için 1 Temmuz – 20 Ağustos 2010 ve yüksek öğretim için de 19 Temmuz – 17 Eylül 2010 tarihleri arasında başlıyor. Bu tarihler arasında www.yasahold.com.tr adresinden alınacak başvuru formları doldurularak PK 16 Üsküdar adresine gönderilecektir. Yapılacak başvurulardan seçilecek olan öğrenciler vakıf burslarından yararlanacaklar. Yalçın Sabancı Eğitim Vakfı bursları 4 ana grupta veriliyor. Birinci grupta Vakfa yapılan doğrudan başvurular ile seçilen Türkiye genelinde ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretim okul öğrencilerine veriliyor.
Denizcilik sektöründe vasıflı denizcilik personeli yetiştirmek için İTÜ Denizcilik Fakültesi, TÜDEV Deniz Eğitim Merkezi, Piri Reis Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksek Okulu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi,Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği öğrencilerine verilen burslar. Bu bursiyerlerin seçimi İstanbul’da okuyan öğrenciler için mülakat yoluyla Vakıf merkezinde, diğerleri için ilgili üniversitelerin seçim kurulları tarafından yapılıyor.
YASA şirketler topluluğunda çalışan personelin eğitimin her kademesinde okuyan çocuklarının daha iyi yetişmelerine yardımcı olmak amacıyla verilen burslar. Son olarak denizci olmak isteyen makine mühendislerine intibak eğitimi süresince verilen burslar.
Burs miktarı 1,5 milyon TL’ye çıkarıldı
Yalçın Sabancı Eğitim Vakfı, kabiliyetli ancak maddi imkanlardan yoksun olan çocukların ve gençlerin eğitim ve öğrenimlerini sağlamak amacı ile 24 Haziran 2004 tarihinde kuruldu. Vakıf, 2005-2006 eğitim öğretim yılında 37 ilköğretim, 11 ortaöğretim ve 24 yükseköğretim okullarında okuyan 72 öğrenciye karşılıksız burs vererek faaliyete başladı. Hızla büyüyen Vakıf bugüne kadar 226 ilköğretim, 170 ortaöğretim, 268 yüksek öğretim ve 30 makine tamamlama olmak üzere toplam 664 öğrenciye burs verdi. 5 yılda verilen toplam burs tutarı ise 5 milyon TL. Vakıf bu yıl da 1,5 milyon TL eğitim bursu vermeyi planlıyor.
Yazan marinewinds
Deniz Ticareti, Ekonomi, Güncel
Tem 7, 2010
21. yüzyıl ile birlikte kolay bayrağa ilgisini artıran Türk armatörleri, satın aldığı ve yeni inşa ettiği gemileri kolay bayrakta çalıştırmayı tercih etmesiyle Türk armatörüne ait deniz ticaret filosu üç yılda iki katına çıktı. Filonun yüzde 40’ı sadece iki şirkete ait.
Deniz Ticaret Odası’nın verilerine gore, 1 Ocak 2010 itibariyle Türk deniz ticaret filo kapasitesi bir önceki yıla göre yüzde 13 büyüyerek 17 milyon dwt’I aştı. 2009’un başında 15.3 olan filo tonajı bu yılın başı itibariyle 17.2 milyon dwt’e çıktı. 2010 yılı başı itibariyle, Türk armatörlerinin 1000 grt ve üzerindeki gemileri dikkate alındığında,yüzde 42,1’i Türk bayrağında, yüzde 57,9’u ise yabancı bayrakta yer aldığı görülüyor.
Türk deniz ticaret filosunun son 15 yıldaki performansı incelendiğinde Türk bayraklı deniz ticaret filosunun 10.8 milyon dwt ile dünya filoları arasında 16. sırada yer aldığı ancak 2000 yılından itibaren filodaki gemilerin yabancı bayrağa geçişi başlaması nedeniyle 2010 Ocak itibariyle milli bayrak filosu 7.2 milyon dwt’e gerilediği görülüyor. Aynı dönemde Türk armatörüne ait yabancı bayraktaki gemi tonajı 350 bin dwt’den 9.9 milyon dwt’ye kadar çıktı.
1 Ocak 2010 itibariyle 1000 Grt ve üzerindeki gemilerde Türk armatörlerinin yabancı bayraklı gemileri ile Türk bayraklı gemilerinin toplam tonajı 17 Milyon dwt olarak gerçekleşti.
10 milyon dwt’lik yabancı bayrakta çalışan filonun en çok dikkat çeken noktası hiç şüphesiz yizde 40’ının Geden Line ile YASA Denizcilik’e ait olması. İki şirketin de tanker ve kuru yük gemilerinden oluşan 2 milyon dwt’in üstünde filo kapasitesi bulunuyor.
Yazan marinewinds
Deniz Ticareti, Güncel
Haz 26, 2010

A.P Moeller Maersk A/S Genel Müdürü Kim Chalmer Rasmussen, “Eğer Roterdam Kuralları başarılı olmazsa AB, ABD ve Çin kendi bölgesel kurallarını getirecektir” diyerek Roterdam Kuralları’nın global düzenlemeyi başarmak için son şans olduğunu vurguladı.
Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi, Deniz Nakliyecileri Derneği, Maersk Denizcilik ve Çalık Hukuk Bürosu’nun ortaklaşa düzenlediği toplantıda yakında uluslararası düzeyde yürürlüğe girmesi beklenen “Uluslararası Taşımalara Dair Sözleşme-Rotterdam Kuralları” hakkında denizcilik sektörü temsilcilerine bilgi verildi. Çalık Hukuk Bürosu’nun sahibi ve DTO İzmir Şubesi’nin Hukuk Müşaviri Ahmet Çalık, Birleşmiş Milletler(BM)’in 1978 yılında kabul ettiği Hamburg Kuralları’nın tamamen yükünü taşıtan firmaları gözetmesinden dolayı zamanla geçerliliğini yitirdiğini belirterek, BM’nin uluslararası deniz ticaretinde daha evrensel kuralları oturtmak için Roterdam Kuralları’nı benimsediğini söyledi.
A.P Moeller Maersk A/S Kıdemli Genel Müdürü Kim Chalmer Rasmussen de, Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL)’ın Temmuz 2008’de kabul ettiği Roterdam Kuralları’nı şu ana kadar 21 ülkenin imzaladığını belirterek, “Roterdam Kuralları’nın uluslararası alanda yürürlüğe girmesi için en az 20 ülkenin onaylaması ve 20. ülkenin onayının üzerinden 12 ay geçmiş olması gerekiyor. Kuralların 21 ülke tarafından imzalanmış olması bu ülkelerin onay iradesini göstermiş olduğunu göstermiyor. Ancak, yükleten-taşıyan ilişkisinde daha fazla denge kuracak olması ve daha iyi bir düzenleme getirecek olması nedeniyle kısa sürede çok sayıda ülkenin onayını alacağını düşünüyoruz. Çünkü, uluslararası deniz taşımacılığında söz sahibi olana Danimarka, Yunanistan, Fransa gibi ülkeler ve sektörün güçlü sigorta ve finans kuruluşları Roterdam Kurallarını destekliyor.
Rasmussen, Avrupa Komisyonu’nun Roterdam Kuralları’nın AB’nin multimodel beklentilerini karşılamadığı görüşüne sahip olduğunu belirterek, bu bakış açısının AB’nin deniz taşımacılığında bölgesel kurallarını geliştirmesi gibi bir sonuca yol açmaması gerektiğini savundu. Roterdam Kuralları’nın onaylanmaması durumunda ABD, Çin ve AB’nin bölgesel çözüm arayışlarını gireceğini ileri süren Rasmussen, “ Bölgeselcilik uluslararası ticaretin ve taşımacılığın basite indirgenerek felakete sürüklenmesi olur. Deniz taşımacılığı ve bağlı taşımalarda Roterdam Kuralları global düzenlemeyi başarmak için şon şans olarak algılanmalı” dedi.
Taşıyanın sorumluluğu artıyor
Rasmussen, Roterdam Kuralları’nın taşıyanın sorumluluğunu epeyce arttırdığını belirterek, denize elverişsizlik kuralının bütün seferlere uzatılması, teknik idare kusurunun kaldırılması, sınırlama miktarının oldukça arttırılması ve liman terminal operatörünün de ‘fiili deniz taşıyanı’ kapsamına alınması gibi sorumlulukları buna örnek olarak gösterdi. Uluslararası bir sanayi olan denizcilikte hukukta aynılığı sağlamanın alkıçlanması gerektiğini savunan Rasmussen, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “ Mevcut deniz konvansiyonları 30-80 yıllıktır. Küresel ticaretteki gelişmeler ile konteynirizasyon ve elektronik dökümantasyon garanti altına alınacaktır. Şu ana kadar imzalayan ülkelerin Roterdam Kuralları’nın başarılı olabileceği konusunda iyi bir işaret. Eğer Roterdam Kuralları başarılı olmaz ise AB, ABD ve Çin kendi bölgesel kurallarını getirecektir.”
Yazan marinewinds
Güncel, Liman, Piyasa
Haz 18, 2010
Küresel dökme kuru yük filosunun yaklaşık % 12’lik kısmı yük operasyonları için limanlarda kuyrukta bekliyor.
MURAT ERDOĞAN
ICAP Shipping, Avustralya, Çin Brezilya ve Hindistan limanlarında bekleyen gemilerin toplam taşıma kapasitesi haziranın ilk haftasında 50 milyon dwt’i aştı. Avustralya limanlarında bekleyen gemilerin kapasitesi bir haftada 3 milyon dwt artış gösterdi ve 20 milyon dwt’i aştı. Rekor seviyelere ulaşan capesize tipi gemilerin skışıklığa neden olan en büyük unsur olduğu belirtiliyor.
Panamax yığılmalarındaki artış da devam ediyor. Dünya genelinde 10,36 milyon dwt taşıma kapasitesine sahip panamax limanlarda bekliyor. İki ay önce 12.88 milyon dwt idi.
Global Ports tarafından yayımlanan rapor, demirde bekleyen capesize sayısının mayıs sonunda 159 gemiden 171 gemiye kadar çıktığını gösteriyor. Brezilya’da bekleyen 53 tane capesize varken, Avustralya’nın kömür ve cevher limanlarında 173 dökmeci bekliyor. Bu gemilerin 88’i capesize, 68 tanesi panamax ve 17 tanesi de handysize. Brezilya’nın bazı kömür limanlarında bir geminin ortalama bekleme süresi 35 gün bulabiliyor.
Avustralya ve Brezilya’dan yapılan demir cevheri ihracatı artarak devam ediyor.
Diğer yandan Çin’in kömür ve cevher limanlarındaki sıkışıklıkta azalma olduğu belirtiliyor. Bekleyen capesize sayısının 43’ten 28’e düştüğü rapor edildi. Ancak bir iki hafta iççinde limanlara 46 capesize’ın geleceği bildirildi.
Navlunlardaki artışın nedeni sıkışıklık mı?
Yılın ilk yarısında büyük tonajlı dökme kuru yük navlunları beklenenin üstünde seyretti. Özellikle capesize navlunlarının seyri piyasanın bilmecesi haline geldi. Çünkü geçen yıl piyasaya giren 112 capesize’ın yanı sıra bu yılın ilk yarısında da 80 tane markete katıldı. Ancak yine de capesize navlunları geçen haftaya kadar günlük 59 bin dolardan navlun bulabildi. Atlantik Uzakdopu rotasında sefer kiralamada bir capesize’ın günlük 80 bin dolara kiralandığı dahi rapor edildi. Yılın ikinci yarısında gemi girişlerinin devam etmesiyle navlunların düşeceğine inanılıyor. Haziran ayının ilk haftası itibariyle Baltık kur yük (BDI) endeksinde başlayan düşüş belki de bunun bir işareti. Ancak yine de kimse net fikir veremiyor. Bir capesize brokeri şuan için bir görüş bildirmenin çok zor olduğunu söylüyor ve ekliyor: ‘’İki günde bir değerler çok farklı bir yöne gidebiliyor. Çok hızlı şekilde 20 bin dolar birden düşüş gösterebilir. Tahminde bulunmak çok zor.’’
ICAP Shipping’e göre capesize’ın yılın geneli için günlük ortalama navlun beklentisi 30-32 bin dolar arasında.