Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Gemi İnşa Sanayi
Nis 30, 2010
TERSANECİLER PİLAV GÜNÜ
Geleneksel hale gelen ve bu yıl 5.si yapılacak olan Tersaneciler pilav gününde; Unutulmayan eski dostları ve yeni dostları bir araya getirerek, dostluk ve kardeşliği yenilemek anıları hatırlayıp paylaşmak için tersaneciler 30 Mayıs 2010 Pazar günü saat 11.00 – 16.00 saatleri arasında Camialtı Tersanesinde buluşacaklar.
Sizleri de aramızda görmekten onur duyarız
YER: Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş Tersane Müdürlüğü
ORGANİZASYON ADINA
Eski Camialtı Tersanesi Kasımpaşa Süleyman FİLİZ
Taşkızak Tersaneler Cad. No; 5-9 Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş
Beyoğlu /İSTANBUL Tersane Müdürü
0532 462 59 03 - 0212 254 35 34
0212 238 33 00 – 0212 238 34 00
Alıntı: DenizHaber.Com |
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel
Nis 27, 2010
Her politikacı ‘denizcilik alanında iş var, biz de mahallemizde bir denizcilik okulu kuralım çabası içinde” diyen Dr. Özkan Poyraz, bir meslek lisesinde Din ve Ahlak Kültürü öğretmeninin denizde güvenlik dersine girdiğinin altını çizerek, denizcilik eğitimindeki bilinçsizliğe dikkat çekti.
BADER’in organize ettiği “Türk bayrağı beyaz listede nasıl kalır?” konulu panelin konuşmacıları Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Dr. Özkan Poyraz, Gemi Mühendisleri Odası Başkanı Osman Kolay ve Arkas Holding Eğitim Müdürü Hamit Naci Özyazıcı’ydı. İki panelistin eğitimci ve soro-cevap kısmında konukların soruları da eğitim ağırlıklı olması panelinin seyrini değiştirdi. Özyazıcı, sunumunda beyaz listede kalabilmenin birinci ve öncül gerekliliğin zabitan eğitiminin iyileştirilmesi olduğunu söyleyerek gemiadamı yönetmeliğindeki düzenlemeleri eleştirdi. Özyazıcı ”Her yerde iki yıllık meslek yüksek okullarının açılmasına şiddetle karşıyım. 26 yıl gemilerde çalıştım ve son dönemlerde çok yetersiz, eğitimsiz zabitlerle çalışmak zorunda kaldım. Bunun sebebi eğitimdeki standartsızlıktır. Ben Uganda’yı rakip kabul etmem, Ben Danimarka veya Amerika’da nasıl zabit yetiştirildiğine bakarım. 1980 yılında yapılan bir istatistik var. 1900 ile 1980 yılları arasında yapılan gemi kazası araştırmalarında Türk denizciliği dünyanın en iyi 4. sırasındaydı. Bu bir şeyleri anlatıyor olmalı. İki senelik okullar ve 2 çarpı 6 aylık kurslarla olmaz bu iş. İdare bu işe öncü olmalı devlet ve sektörde destek vererek 5 veya 6 tane tam donanımlı akademilere dönülmelidir” diye konuştu.
Özyazıcı, Paris Mou kapsamında önce gemiler denetleniyordu. Yeni denetim rejimiyle birlikte şirketler ve klas kurumları da hedef alındı. Bunun son ayağı gemiadamlarının da bizzat denetlenmesidir. Birkaç sene içerisinde son ayak da tamamlanacak. Bir gemi limana gittiğinde o geminin kaptanından miçosuna kadar tüm personel de denetime ve yaptırımlara maruz kalacaklar” dedi.
Din hocası denizde güvenlik dersine giriyor
Türk bayrağının kara listeden beyaz listeye geçiş sürecini değerlendiren ve idarenin yaptığı çalışmaları anlatan Poyraz, bir eğitimci olarak eleştirilere cevap verdi. Türkiye’de son yıllarda meslek lisesi ve meslek yüksek okulu yapılanmasında bir patlama olduğunu söyleyen Poyraz, “Herkes mahallesine bir okul istiyor. Her politikacı ve yerel belediye, denizcilik alanında iş var, biz de bir meslek lisesi veya meslek yüksek okulu kuralım çabası içinde ve bunlar kuruluyor. Bugün, çok okul var ama artık denetim mekanizması da var. İdarenin de şöyle bir baskı altında olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bizim izin vermediğimiz okullar açılıyorlar. 56 tane denizcilik lisesi oldu. Bir meslek lisesinde din ve ahlak kültürü öğretmeni, denizde güvenlik dersine giriyor. Maalesef biz bunları yetkilendiremiyoruz ve yetkilendiremeyince de umutsuz insanlar doğuruyoruz. Birçok okul var ama mezunları yeterlilik sınavlarına kabul edilmiyorlar. Bu insanlar hepimizin çocuğu veya kardeşi, bu nedenle oyunun dışına atamayız” diye konuştu.
Poyraz, “Gemiadamı açısından 3.000 grostonda filo şişti. Bunun önünü açmak lazım. Serbest bayrağa çıktığınız an gemiciler Gürcistan’dan bin dolara aldıkları ehliyetlerle uzakyol kaptanı oluyor. Bizde, dört yıl lise, iki yıl MYO, 6 ay ilave eğitim, KPDS gibi 9 yılı bulan eğitimin ardından öğrencilere ‘sen dur kardeşim şu gemide çalışamazsın’ diyoruz. Bunun hakkaniyetini de sizin vicdanınıza bırakmak istiyorum”dedi.
Lise sayısı 59’a çıktı
Panelin sonunda söz alan Pendik Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi Müdürü Hüseyin Gümüş de, Türkiye’deki denizcilik lise sayısının 59’a ulaştığını belirterek “Maalesef bu eğitim konusu kangren halini aldı” dedi.
Panelin oturum başkanlığını yapan BADER Başkanı Ali Şeyhun, ilgi ve talebi değerlendirerek bir sonraki panelin eğitim konulu olacağını kaydetti.
Haber: Murat ERDOĞAN-PERŞEMBE ROTASI
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel
Nis 16, 2010
‘Eclipse’, denizde yüzdürüldüğünde şimdiye kadar inşa edilen en büyük yat unvanını kazanacak.
Almanya’da yapımı süren, milyarder Rus işadamı Roman Abramoviç’in dev yatının yakında tamamlanması bekleniyor. Son manevra testleri Hamburg Limanı’nda yapılan ‘Eclipse’ adlı 170 metre uzunluğundaki yatta, füze savunma sistemi, helikopter pisti, küçük bir denizaltı ve lüks bir terapi banyosu bulunuyor. ‘Eclipse’, denizde yüzdürüldüğünde şimdiye kadar inşa edilen en büyük yat unvanını kazanacak.
Haber: Milliyet
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Deniz Ticareti, Ekonomi
Nis 16, 2010
Türkiye’deki ilk orkinos çiftliğini Antalya’da kuran Sagun Şirketler Grubu’nun bugün, orkinos çiftliklerinin ulaştığı ihracat rakamı 150 milyon dolar seviyesinde. Ürünlerinin yüzde 70′ini 23 ülkeye ihraç eden ve 386 çeşit ürün üreten Sagun, yıllık 165 milyon dolar ciro ile Türkiye’nin en büyük su ürünleri ihracatçıları arasında.
Türkiye’nin 7 bölgesinde 10 ayrı tesiste, yurtdışında ise 3 ülkede üretim tesisine sahip olan Sagun Şirketler Grubu, ürünlerinin yüzde 70′ini ihraç ettiği 23 ülkeden 150 milyon dolarlık gelir sağladı. Yıllık 165 milyon dolar ciroya ulaşan firma Türkiye’nin en büyük su ürünleri ihracatçılarından. Bin 500 kişiyi istihdam eden firma Fransızlar’a işlenmiş kurbağa, Japonlar’a orkinos, İsveçliler’e kerevit satıyor. Dış pazara ‘Sagun’ markası ile ürün yollayan firmanın iç pazardaki markası ise ‘Marines’.
DHL Express ile DÜNYA Gazetesi işbirliğinde ve Akbank’ın sponsorluğunda düzenlenen “İhracatın Yıldızları” yarışmasında ‘Yeni Pazar-Pazar Çeşitliliği’ dalında üçüncülüğü kazanan Sagun Şirketler Grubu başarı hikayesini DÜNYA’ya anlattı.
Dede Hüseyin Sagun’un, Samsun’da hamsi avlayarak başladığı balıkçılığı, uluslararası boyuta taşıdıklarını anlatan Sagun Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tuncay Sagun, “Dedem ilkel koşullarda hamsi avlayarak bu işe başladı. Babam Kemal Sagun ise bir adım daha ileri giderek, 1960′lı yıllarda daha Samsun’dayken Fransa’ya kurbağa, İspanya’ya hamsi ihraç etti. Ailenin üçüncü kuşağı olarak ben de Sagun’u dünyaca tanınan bir marka yapma anlamında yol katettim” diye konuştu. 1960′larda işe başlayan babası Kemal beyin 1970′lerin sonunda da işi İstanbul’a taşıdığının bilgisini veren Sagun, “Kumkapı’da Kemal Balıkçılık olarak ünlendik. Babam vizyon sahibiydi, Fransa’ya gidip kurbağa ihracatını da o başlattı. Bizi çok iyi yetiştirdi. Şu anda biz grup olarak 23 ülkeye ihracat yapıyoruz. Babamızdan 2 fabrika kalmıştı. Şu anda 10 tesisimiz var. Her bölgede suda karada ne varsa topluyoruz. Babamız güzel bir altyapı ve güzel bir isim bıraktı. Bizi çok çalıştırırdı. Bazen kızardık ama şimdi bunun değerini daha iyi anlıyoruz. Şirketin büyüme aşamasında biz de dünyayı çok gezdik ve nerede hangi ürün nasıl isteniyor araştırdık. Daha fazla işlenmiş ürün satmaya yöneldik. Avcılık sahalarını ve teknolojiyi geliştirdik. Avlıyoruz, topluyoruz, işliyoruz, satıyoruz” dedi.
İspanya’dan ekip getirdi
Türkiye’nin ilk orkinos çiftliğini 2002 yılında Antalya Liman sahası içinde kurduğunu anımsatan Sagun, “12 orkinos yetiştirme havuzunda besiye alınan orkinoslar 6 ay süre ile kalamar, sardalye, ringa ve uskumru gibi balıklarla besleniyor. Belli bir büyüklüğe geldiği zaman fabrikada işlenerek çoğunluğu Japonya olmak üzere dünyaya ihraç ediliyor” dedi.
Orkinos çiftliklerinin ulaştığı ihracattın150 milyon dolar olduğunu vurgulayan Sagun, şunları söyledi: “Bu yatırımın temelinde de yine girişimcilik ruhu yatıyor. Orkinosları alıp işledikten sonra uçakla Japonya’ya gönderirken, İspanya ve Malta’daki orkinos çiftliklerini görünce ben de yapacağım dedim. İspanya’dan dalgıçlar ve teknik elemanlardan oluşan 12 kişilik bir ekibi Türkiye’ye getirdim. Onları bulundukları ülkeden daha iyi şartlar tanıyarak ikna ettim. Hamsi bizim için nasıl bir kıymete sahipse, orkinos da Japonlar için aynı ölçüde kıymetli. Biz bugün, Japonya’da orkinos pazarının büyük bir kısmına hakimiz. Orkinostaki iş ortağımız ise otomotivci olarak bilinen ama kökeni balıkçılık olan Mitsubishi. Dünya devi Mitsubishi Japon pazarının yüzde 46’sına sahip. Japonlar’la çalışmak zordur. Kararlı ve ne istediğini bilen insanlar. Örneğin, sezonun başından sonuna kadar, çiftlikleri gözetim altında tutarlar. Eğer siz de aynı yaklaşımla hizmet vermeyi başarırsanız, özenli ve sözüne sadık olursanız, uzun soluklu bir iş ortaklığı kurabilirsiniz.”
Kurbağanın lezzetlisi Adana’da
İlk kurbağa çiftliğini İpsala’da kurduklarını ve işlettiklerini hatırlatan Sagun, 80 dönüm üzerinde kurdukları tesisten tamamen yurtdışına satış yaptıklarını kaydetti. 30 tonla başlayan üretimlerinin, gün geçtikçe arttığını kaydeden Sagun, doğadan toplama yöntemiyle de ürün sağladıklarını belirterek, “Adana kurbağası en lezzetli kurbağa, eti de beyaz. Trakya’nın kurbağası ikinci. En lezzetsizler İç Anadolu’da. Çünkü fazla sulak alan yok. İpsala’dan her hafta cuma günü Avrupa’ya kurbağa yüklü kamyonumuz yola çıkar. Biz doğadan anaç kurbağayı alır, yumurtlama havuzlarına koyarız sonra da erginlik havuzuna alırız, çok sayıda havuz vardır. Bir kurbağa 18 ayda ürünlük hale gelir. Soğuk hava deposunda tutarız, kış geldi sanıp uykuya dalarlar. Uyuyan kurbağa özel soğutmalı TIR’la yurtdışına gönderilir. Hem canlı, hem işlenmiş kurbağa satıyoruz” şeklinde konuştu. Avrupa sofralarında 30 Euro’ya kadar yer bulan işlenmiş kurbağanın krize meydan okuruduğunu anlatan Sağun, geçen yıl kurbağa satışlarında yüzde 50 artış sağladıklarını belirtti.
Salyangozu Fransızlar istiyor
Fransa’ya da kerevit salyangoz ihraç ettiklerini bildiren Sagun, “Ülkedeki pazarlama sorununu kurdukları özel bir pazarlama şirketi ile çözüyoruz. En büyük alıcılar Carrefour gibi Fransa’nın en büyük süper marketleri. Grup Fransa pazarında birçok üründe lider, fiyat kontrolü de elinde. Avrupa’da ise ihracata hakim durumda. Fransa, İtalya ve Yunanistan’da güçlü. Karadeniz ve Marmara orkinosu Japonya’da çok popüler, Güney Kore de ihracat yapılan önemli ülkelerden” diye konuştu.
‘Yüzde 38 ile pazar lideriyiz’
Kırmızı ve beyaz et fiyatlarındaki artışın iç pazarda balık tüketimine yaradığını kaydeden Sagun, “Balık tüketimi AB ülkelerinde 25 kilo, Japonya’da ise 80 kilogram. Bizde yalnızca 8 kilo dolayında. Yürütülen çalışmalarla 2010-2013 dönemi sonunda anılan rakamı 10.3 kilograma çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Sagun, 3 yıldır iç piyasada Marines markalı ürünleriyle faaliyet gösterdiklerini hatırlattı. Dondurulmuş deniz ürünleri pazarında yüzde 38`lik payla pazar lideri konumunda olduklarını vurgulayan Sagun, Türk tüketicinin paketli balığa yavaş yavaş alışmaya başladığını, Marines markalı ürünlerde geçen yıla oranla yüzde 20-25`lik bir satış artışı olduğunu ifade etti. Sagun, özellikle çalışan kadınların paket balığı tercih ettiğini sözlerine ekledi.
5 ülkede fabrika kuracak
2010 yılında yeni yatırımlara hazırlandıklarını kaydeden Sagun, Güney Afrika, Suriye, Azerbaycan, Tunus ve Mısır’a fabrikalar açacaklarını söyledi. Bu yıl yüzde 30 büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Sagun, “Bu hedef doğrultusunda, dış pazarlarda daha aktif büyümeyi planlıyoruz. Mısır’da daha fazla güçlenip, Libya’da aktif olarak çalışacağız. Yunanistan pazarında da genişleme sürüyor. Yeni hedeflerden biri ise Tunus” dedi. “Büyümek için, yeni bir pazarda yeni ürün bulup onun Ar-Ge’sini yapmak, o pazarın damak zevkini oluşturmak çok önemli” diyen Sagun, sözlerine şöyle son verdi: “Örneğin, İspanya’nın farklı, İtalya’nın farklı damak zevki vardır. Önümüzdeki dönemde yeni bölgesel ürünlerin üretimine başlayacağız. Bu nedenle, gelecek 5 yılda bugünkünün 2 katı ülkeye ihracat yaparız. Lokal üretim ve dağıtım çok önemli. Sahip olduğumuz bilgi birikimini dışarıda da kullanacağız.”
Haber: Duygu ŞAHİN-ANTALYA
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel
Nis 6, 2010
İDO, Marmara- Avşa Adası güzergahında gerçekleştirdiği Avşa Seferleri’ni deniz otobüsleriyle 10 Nisan’da başlatıyor.
Deniz ulaşımına yatırımlarını sürdüren İDO, Marmara’nın önemli turizm merkezlerinden Avşa ve Marmara Adası’na düzenlediği seferlere 10 Nisan Cumartesi itibariyle başlıyor. Seferler, Haziran’a kadar Cumartesi günleri Bostancı-Yenikapı’dan kalkış, Pazar günü ise Marmara ve Avşa Adası’ndan dönüş şeklinde gerçekleştirilecek. Deniz otobüsleriyle gerçekleştirilecek seferlerde İDO yolcuları daha konforlu, hızlı ve güvenli bir seyahat keyfi yaşayacak.
13 Haziran 2010 tarihine kadar haftasonları düzenlenecek seferlerde, deniz otobüsleri saat 09.45’te Bostancı, 10.30’da ise Yenikapı’dan demir alacak.
İDO yolcuları saat 13.05’de Marmara, 13.35’te ise Avşa Adası’ na ulaşacak.
Pazar günleri Avşa Adası’ndan saat 15.00’da ayrılacak olan deniz otobüsleri saat 15.30’da Marmara Adası’ndan yolcularını alarak 18.05’te İstanbul’a ulaşmış olacak.
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Röportaj
Mar 18, 2010
Avrupa Deniz Güvenliği Ajansı, kısa adıyla EMSA, Türk denizcilik eğitimine yönelik dört yıldır sürdürdüğü denetimleri tamamlayarak raporu Avrupa Komisyonu’na sundu. Rapor onaylanırsa AB üyesi ülkeler yeni bir denetime gerek duymadan Türk denizcilik eğitimini kabul edip gemilerini Türk personeline açabilecek.
Yabancı gemiadamlarının Türk bayraklı gemilerde çalışmalarının kolaylaştırılmasına yönelik yapılan düzenlemeyle ilgili tartışmalar sürerken, biz de Türk gemiadamlarının kolay bayrak dışındaki gemilerde çalışabilme imkanlarını Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Dr. Özkan Poyraz’a sorduk.
Bir Türk gemiadamının yabancı bayraklı bir gemide ve bir yabancı gemiadamının da Türk bayraklı gemide çalışabilmesi için çalışma izinlerinin dışında teknik bir uyumluluk gerektiğini söyleyen Poyraz, “Bu teknik uyumluluğun tarifi de STCW’de tanımlanıyor. Bir Devlet, başka bir ülkenin gemiadamlarına vermiş olduğu sertifikaları tanıyacaksa, önceden o ülkenin eğitim ve belgelendirme sistematiğini gözlemleyebilir ve iki ülke arasında sürekli bildirimleri içeren bir anlaşma imzalar” diyor. Türkiye’nin de 30′a yakın ülkeyle karşılıklı tanıma anlaşması olduğunu söyleyen Poyraz, son olarak Avrupa Birliği üyesi Hollanda ile benzer ikili anlaşma imzaladıklarını açıkladı.
Kolay bayrak ülkeleri Türkiye’nin sertifikalarını tek taraflı olarak zaten kabul etmiş durumda. AB ülkelerinin de sertifikalarımızı kabul etmesi, EMSA’nın raporunun onaylanmasına bağlı. AB adına Avrupa Deniz Güvenliği Ajansı’nın Türkiye’de dört yıldır bir denetleme projesi uyguladığını hatırlatan Poyraz, “Son denetim geçen yıl şubat ayında yapıldı. Bazı denizcilik eğitim merkezleri ve idarenin kalitesi denetlendi ve denetimlerden eksiksiz çıktık. EMSA tarafından hazırlanan rapor Avrupa Komisyonu’na sunuldu. Bu rapor onaylandıktan sonra diğer AB ülkeleri, ayrı bir denetim yapmadan EMSA’nın raporunu kabul edebilecekler” şeklinde konuşuyor.
Rusya ile sorunlar çözüldü
Türk gemiadamı cüzdanlarının yenilenmesinin ardından Rusya limanlarında Türk gemi personeli çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalıyordu. Rusya ile yaşanan sıkıntıların çözümü için görüşmelrini sürdüren Denizcilik Müsteşarlığı, 12 Şubat 2010 itibariyle Rusya denizcilik idaresiyle ikili denizcilik anlaşması yaptı. “Böylelikle gemiadamlarıyla ilgili sorun da ortadan kaldırılmış oldu” diyor Dr. Poyraz. Rusya’nın gemiadamı cüzdanlarına yazdırılan gemiadamı yeterliliğiyle ilgili şikâyetlerinin olduğunu söyleyen Poyraz “STCW’ye göre ayrı bir belge olarak bulundurulması gerektiğini savunuyorlardı. Oysa SOLAS orjinal belgenin gemide bulundurulmasını şart koşuyor. Ayrı bir belge olarak bulundurulmasına gerek yok. Biz zaten orjinal belgeyi liman cüzdanının içine basmışız. Dünyada da Rusya dışında hiçbir ülkeyle böyle bir durumda karşılaşmadık ama Rusya’da da sıkıntılar artık aşıldı” diye konuştu.
Türk zabitanların aleyhinde bir düzenleme değil
Kaptan Özkan Poyraz, Türk bayraklı gemilerde yabancı gemidamı çalıştırılmasıyla ilgili olarak da yorumlarda bulundu. “Türk Uluslararası Gemi Sicili-TUGS’a göre kabotaj hakkından yararlanmamak kaydıyla Türk bayrağı taşıyan gemilerde kaptan ve başmühendisi Türk olma kaydıyla gemilerde yüzde % 49′a kadar yabancı gemiadamı çalıştırılması mümkündü ancak pratikte bir zorluk vardı” diyen Poyraz, gemilerinde yabancı gemiadamı çalıştırmak isteyen armatörlerin en büyük sıkıntılarından birinin çalışma izninin alınması olduğunu ifade ediyor. Poyraz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Çalışma izini alınması konusunda gemide çalıştırılacak yabancı gemiadamı için Türkiye’den bir ikametgâh gerekiyordu ve ikametgâha bağlı olarak da altı ayı bulan bir izin süreci vardı. Bazı iş alanlarına yönelik çalışma izni muafiyeti getirmek için TBMM’de bir torba kanunu çıkarıldı. Çalışma Bakanlığı da bu kanuna bağlı kalarak yönetmelik yoluyla bazı sektörlerde çalışanlara çalışma izninden muaf olma imkânı tanıdı. Böylelikle yabancı gemiadamlarının da Türk gemilerinde sigorta koşullarının Türkiye’de sağlanması şartıyla istihdam edilmelerine pratiklik getirildi. Yeni bir şey değil aslında, bu eskiden de olabiliyordu. Eğer bir gemi Türkiye’ye hiç uğramıyorsa armatörler Türkiye’de Çalışma Bakanlığı’na bildirmeden personel değişimlerini yapabiliyordu. Sadece gemide bir kaza olduğunda gemi sigorta açısında teminat dışında kalıyordu. Sigorta yönünden armatörler için bir risk vardı. Prosüdürel olarak kolaylaştırılmasının dışında yapılan yeni bir şey yok. Türk armatörlerinin genel eğilimi, gemilerinde Türk gemiadamı çalıştırmak yönünde. Çünkü bizim gemilerimiz diğer dünya filoları gibi çok uluslu çalışmaya elverişli ortamda değil. Bizim böyle bir personel yönetim sistemimiz yok. Bu değişikliğin Türk gemiadamı veya zabitlerinin aleyhinde istihdam koşullarının gerçekleştireceğini sanmıyorum.”
Haber: Murat ERDOĞAN-LUMBBUZ
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel
Şub 27, 2010
31 Mart 2010 tarihine kadar alışveriş merkezinde gün içinde 100 TL’lik alışveriş yaparak kampanyaya katılmaya hakkı kazanan Cevahir AVM ziyaretçileri, Alaska’ya yolculuk şansına sahip olacak.
Kazanan 10 çift, 24 Haziran 2010 tarihinde British Airways ile Kanada’nın Vancouver kentine uçacak ve oradan dünyanın en lüks yüzer şehirlerinden kabul edilen Golden Princess gemisiyle Pasifik Okyanusu’na açılacak. Gemi, çiftleri Alaska’nın en renkli limanlarına taşırken, 10 talihli çift gemi içindeki tüm olanaklardan faydalanacak. Geminin yanaştığı limanlarda ister somon balığı avına gidecek, ister en doğal oatamdaki dev geyiklerle tanışacak, boyları 3 metreyi bulan ‘Kodiak Ayıları’nı fotoğraflayacak. Bu eğlenceli seyehat, Türkiye’de ilk kez İstanbul Cevahir AVM ziyaretçileri arasından seçilecek 10 talihli çifte hediye edilecek. Talihliler, ABD ve Kanada vizelerini kendileri alırken, havaalanı ve ulaşım vergileri de dahil olmak üzere tüm seyahati Golden Bay Tourism sponsorluğunda İstanbul Cevahir AVM karşılayacak.
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel
Şub 10, 2010
Son yıllarda hızla büyüyen deniz ticaret filosunun en büyük sıkıntısı gemiadamı. Armatörler de bu işgücünü daha ucuz olmaları nedeniyle Filipinler, Hindistan, Pakistan ve Rusya gibi ülkelerden temin ediyor. Avrupalı gençleri de denize çekmek isteyen IMO, 2010 yılını deniz adamlarına adadı.
Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO,2010 yılını gemiadamlarına adamaya karar verdi.
IMO ve ILO liderliğinde başlatılan ‘Go to Sea’ kampanyası çerçevesinde denizi daha çekici kılmak için çeşitli etkinlikler ve kampanyalar düzenlenecek. Avrupalılar başta olmak üzere dünya genelindeki gençler yarının denicileri olmaları için özendirilecek. Uluslararası Deniz Ticaret Odası, BIMCO, Intertanko, Intercargo ve ISF gibi birçok denizcilik örgütü de kampanyaya katıldığını duyurdu. Bunun en büyük nedeniyse Avrupa’nın denizcilik sektöründe dünyadaki güçlü pozisyonunu kaybetmesi. Bu noktada Avrupa ekonomik ve sosyal komitesi EESC’den Dr. Anna Bredima’nın uyarısı dikkat çekiyor. Ekonomik krizin Avrupa denizcilik sektörünü çok sert yaraladığını söyleyen Bredima, kıtanın korsanlarla mücadelede daha aktif olması ve gençlere iş imkânı yaratılması gerektiğine dikkat çekiyor. EESC’nin hazırladığı raporda altı çizilen konu denizciliğin gençler için daha çekici hale getirilmesi için çalışılması gerektiğiydi.
Yunanistan işsizliği denizcilikle aşacak
Dünya deniz ticaret filosunda yaşanan zabitan eksikliğini en çok hisseden hiç şüphesiz Yunanlı armatörlerdir. Yunanlıların kontrolünde yaklaşık 2 bin 500 gemi bulunuyor. Bu sene de armatörler sipariş defterlerindeki 800 adet yeni gemiyi teslim alacak. Tarihinin en büyük işsizliğiyle karşı karşıya olan ülkede denizciliğin bir çıkış kapası olabileceği konuşuluyor. Denizcilik akademilerine başvuruların artmasına rağmen armatörler sayıyı yeterli görmüyor ve sayıyı artırmak için liselerde kampanyalara başladılar.
Araştırmacılık şirketi Drewry’in verilerine göre, dünya genelinde kaptan ve mühendis eksikliğinin 2013 yılına kadar 33 binden 42 bin 700’e çıkacağı belirtildi. Bunun Çin ve Hindistan gibi büyük işgücüne sahip ülkelere hatta % 10 işsizlik olan Yunanistan için yeni bir iş kapısı yaratacağı vurgulanıyor. Ancak gemilere olan talep hiçte beklendiği gibi değil. Yunanlı armatöre ait yüzlerce gemide 5 bine yakın zabit eksikliği yaşanması bekleniyor. Ülke bayrağı taşıyan gemilerin zabitan ihtiyacının ise 1200 civarında olduğu kaydedildi. 2008-2009 yılında ülkedeki denizcilik akademilerinden 447 kaptan ve 379 mühendis mezun olmasına rağmen gemilerin zabit ihtiyacı giderilemedi. Yunan armatörler birliğinin kolejlerdeki kampanyaları sonucu denizcilik akademilerine başvurular % 50 yükselme gösterse de yine de bu artış yeterli görülmedi. Yunanistan’da faaliyet gösteren 1200 adet denizcilik şirketinde yaklaşık 16 bin 200 yunanlı 14 bin de yabancı gemiadamı görev yapıyor.
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel, Liman
Oca 31, 2010
Yaz aylarında artış göstermeye başlayan ve sadece ekim ayında 6 geminin tutulması endişe yaratmıştı ancak korkulan olmadı ve Paris Memorandumu limanlarında geçen yıl tutulan gemi sayısı 34′te kaldı.
27 yılın arından Paris Memorandumu kapsamında ‘beyaz liste’ye geçmeyi başaran ve yılın ilk yarısında da iyi bir performans sergileyen Türk bayraklı gemiler yılın ikinci yarısında kötü performans sergiledi ancak yinede tutulmalar geçen yılın altında kaldı. Avrupa ve Karadeniz limanlarından denetimden geçen 737 Türk bayraklı gemiden 34’ü çeşitli eksikliklerinden dolayı limanlarda tutuldu.
Ekonomik kriz gemi tutulmalarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkiledi. Geçmiş yıllarda Avrupa limanlarında tutulan gemilerin büyük çoğunluğunun yaşlı olması ve ekonomik durgunlukla birlikte piyasada modern gemilere talep artması Avrupa’ya daha yeni gemilerin gitmesini sağladı. Paris MoU limanlarında bu yeni gemilerin denetimlere girmesi, tutulmaları düşürdü. Yılın ilk yarısında sadece 11 gemimiz tutulmuşken yaz aylarında tutulmaların arttığı görüldü. Yaz aylarında tutulmalardaki hızlı artışın nedeni, işletme maliyeti altında navlunlarla çalışmak zorunda kalan armatörlerin gemilerine eskisi kadar iyi bakamaması ve maaşlar konusunda sıkıntı yaşayan gemi personelinin kötü performansına bağlanıyor.
Excess faktörü düştü
2008 yılında denetimden geçen 774 gemiden 43 tanesi limanlarda tutulmuştu ve denetleme tutulma oranı % 5,17 olarak gerçekleşmişti. 2009 yılı süresince denetlenen 737 gemiden 34’ünün tutuklanması, bu oranı % 4,61’e çekti. Geçen yıl Paris MoU raporunda bir gemiyle ‘beyaz liste’ye geçmeyi başaran Türk bayraklı gemilerin, Paris MoU’nun bu yılki raporunda yerini daha da sağlamlaştıracağı düşünülüyor.
Romanya şaşırtmadı
Avrupa Birliği üyesi olduktan sonra Paris MoU kapsamına alınan Romanya limanları endişeleri haksız çıkarmadı. Türk bayraklı gemi sahipleri Romanya limanlarında çok daha dikkatli olunması konusunda uyarılmıştı. Romanya limanları Türk bayraklı gemilerin en çok tutulan limanları olmasa da en çok denetimden geçen limanlar oldu. Geçen yıl Romanya limanlarında 188 milli bayraklı gemi denetimden geçti ve dördü çeşitli eksikliklerinden dolayı tutuklandı. Tutulmalarda İtalya, önceki yıllarda olduğu gibi liderliği bırakmadı. Denetimden geçen 97 gemiden 10’u tutuldu.
2009 yılında Türk bayraklı gemilerin tutulduğu limanlar:
Italya (97 Denetleme, 10 Alıkonma): Venice(4), Monfalcone (2), Crotone, Olbia, Catania, Trieste
Fransa (27 Denetleme, 4 Alıkonma): Bordeaux, Nantes-Saint Nazaire (PA), Rouven (PA), Douarnenez
Irlanda (4 Denetleme, 1 Alıkonma): Dublin
Slovenya(12 Denetleme, 1 Alıkonma): Koper
Hollanda(10 Denetleme, 1 Alıkonma): Rotterdam
İspanya(71 Denetleme, 5 Alıkonma): Marin, Castellon de la Plana(2), Barcelona, Cartagena
Romanya(188 Denetleme, 4 Alıkonma): Kostence (3), Tulcea
Yunanistan(89 Denetleme, 5 Alıkonma): Mytilene, Elefsis, Chalkis, Piraeus, Chios
Rusya Federasyonu (39 Denetleme 2 Alıkonma) : Temyruk, Rostov/Don
İngiltere ( 12 Denetleme, 1 Alıkonma ) : Tyne
HABER: LUMBUZ
Yazan marinewinds
Deniz Kültürü, Güncel
Oca 31, 2010
Hayaller projeye dönüştü ve çalışmalara hız verildi. Açık denizde hiçbir ülke kanunlarının geçmediği özgür bir ülke yaratmak için yüzen şehrin projeleri çizildi.
İki yıl önce kurulan The Seasteading Institute, bu hayalin veya projenin hayata geçirileceğinden oldukça umutlu. TSI’nin amacı okyanusta yeni bir toplum yaratmak. Bunu da yasal, politik ve sosyal sitemlerden faklı olarak mümkün kılacaklar. Bunun için bir rehber kitap dahi yayımlandı. Enstitü, daha şimdiden projeleri için girişimci ve hayırsever Peter Thiel’den 500 bin dolarlık destek almayı bile başardı. Farklı alanlarda çalışmalarını hızlandıran Enstitü, açık denizde inşa etmeyi planladığı en güzel şehir için tasarım yarışması düzenledi ve en iyi üç boyutlu projeleri ödüllendirdi. Beş ayrı kategoride 41 projenin değerlendirildiği yarışmada beş proje ödüle layık görüldü.
Bin dolar ile ödüllendirilen “The swimming city” adlı tasarı en beğenilen eser oldu. Oldukça modern, teknolojik ve çevreci bir tasarı olan projede, bir şehirde bulabileceğiniz her şeyden daha fazlası var. Enstitü’nün öncelikli çalışmalarında yeni toplulukta yaşamayı düşünen yaratıcı insanlar arasında bir network ağı kurmak ve geliştirmek var. Bir yandan politik imkanlar araştırılırken, diğer yandan güvenli ve mutlu bir yaşam için gerekli olan şeylerin tedarikinin sağlanması ve ürünlerin yetiştirilmesi konunda araştırmalar da sürüyor. San Francisco körfezinde, yüzen şehir platformunun uygun fiyatlara inşa edilerek açık denize götürülmesi de TSI’nin çalışmaları arasında.

Bu hayalin mümkün olup olmadığına dair kuşkusu olanlara ise TSI, gelişen cruise teknolojisini ve turizmini örnek gösteriyor. Yayımladıkları kitapta ise bunun bir hayal olmadığını gösteren geniş bilgilere de yer verilmiş. Buna benzer bir projenin, başarılı örneği 1967 yılında Roy Bates ve ail
esi tarafından Suffolk kıyısından altı mil açıkta kurulan ‘the microstate of Sealand’. Ülkenin! büyüklüğü ise sadece iki tenis kordu büyüklüğünde.
Dünyanın yeni model politikalara ihtiyacı olduğunu düşünen TSI’nin Yönetim Direktörü Patri Friedman,.okyanuslar da daha iyi bir dünyada yaşamak için evrenin en ideal bölgesi olduğuna inanıyor ve ekliyor; “Biz insanlara hükümetlerin dayatmacı kuralları yerine, daha güvenli bir bölgede, özgür yaşama imkanı sunacağız“
Haber: LUMBUZ