Kepçeleriyle devlere meydan okuyor

guven_kepceGüven Kepçe, üretimin yüzde 50’sini Çin’e ihraç ediyor. Türk armatörlere ait bütün gemilerin kepçe ihtiyaçlarını karşılayan şirket, Koreli Hyundai ve STX’e de kepçe satıyor.
“Tek rakibimiz Almanya’nın da gözü bizde”
Dünyada kendilerine rakip olarak gördükleri sadece iki Alman firması olduğunu, fakat buna rağmen Almanya’ya da satış yaptıklarını kaydeden Demir, Almanların daha önce büyük bir pazar olarak gördükleri Türkiye’ye, ürünlerinde yüzde 30 indirim yapmalarına rağmen giremediklerini ifade etti. Demir, “Biz bu başarıyı sıfırdan yarattık. Türkiye’de böyle bir kepçe üretimi, böyle bir istihdam yoktu. Türkiye’de ki en küçük firma bile Almanlara muhtaç oluyordu.  Almanya merkezli dünyanın en büyük kepçe firması bizim firmamızı satın almak için 4 ay bizimle uğraştı. ‘Güven Kepçe’yi iptal edin,  bizim kepçelerimizi üretin,  biz de size şu kadar iş üretimi sağlayacağız. Ama Güven Kepçe adını kullanmayacaksınız’ dediler. Ayrıca Cosco Tersanesi de bizi Çin’e çağırarak orada kepçe üretmemizi istedi. Ama biz bu tür tekliflere sıcak bakmıyoruz. Varlığımızı Türkiye’de devam ettirerek, dünya ile buradan rekabet etmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Almanlar % 30 indirim yaptılar
yine de Türkiye’ye giremediler”

Dünyada ve Türkiye’de birçok ünlü armatörlük firması ve tersane ile çalıştıklarını söyleyen Demir, “Biz Türkiye’deki tüm armatörlere hizmet sunuyoruz. Bütün firmaların şu anki kepçe ihtiyacını biz karşılıyoruz. Bu da Türkiye için büyük önem taşıyor.  Çünkü yurt dışından bir kepçe alacakları firmaya ödeyecekleri paranın yüzde 30’una bizden alıyorlar.  Ulusoy ile en son 20 adet kepçe anlaşması yaptık. İÇDAŞ Demir-Çelik’e 360 bin Euro’luk iş yaptık. Dışarı yaptırsa aynı ürünler için 1,5 milyon Euro ödeyecekti. Bu derece arada fark var. Genel, Akmar, Kaptanoğlu ve Kıran Denizcilik hizmet sunduğumuz Türk firmalarından sadece birkaçı.  Bugün Türkiye’de ihtiyaç duyulan kepçeyi biz 5 milyon dolara yapıyorsak yurtdışından temin edilmesi 15 milyon dolara mal olabilirdi ve bu para yurtdışına gidecekti. Bu da bizim için gurur verici, çünkü Türkiye’nin parasının dışarıya gitmesindense içeride kalmasını sağladık.  Türkiye’de yalnızca YASA Denizcilik Almanları tercih ediyor. Ama umuyorum ki, onları da ikna etmeyi başaracağız.  Dünyada da ciddi bir armatör kitlesine ulaştık. Dünyanın en büyük vinç firmalarından bir tanesi Mac Gregor üç kez firmamızı ziyaret ederek, bizimle çalışmak istediğini söyledi. Bizim servis ağımız olmak istiyorlar. Geçen hafta 8 kişilik ekiple geldiler bizim imalatlarımızın çok iyi olduğunu söylediler.  Yine Liebherr bizden vinç üretmemizi istedi. Bunun gibi daha birçok örnek var. Hyundai Tersanesi ile 3 gemi için 12 kepçe anlaşması yaptık. STX Tersanesi’nde inşa edilen gemilere kepçe yapıyoruz. Japonya’daki büyük tersaneler bizim kepçelerimizi alıyorlar. Önemli bir servis ağımız var. Dünyada şu an iki tane servis ekibimiz dolaşıyor. Servis ağı olarak bunu dünyada yapan bir başka firma yok.  Dünyanın en büyük kepçe firmaları bile bunu bu şekilde yapmıyorlar. Tüm bunlar firmamızı her geçen gün biraz daha önemli kılıyor. Biz maliyetin üzerine fazla bir kar marjı koymuyoruz. Sadece yüzde 10 gibi cüzi bir kar marjı ile çalışıyoruz.  Ancak bu şekilde dünya ile rekabet edebilirsiniz.  Ben 20 tane kepçeyi burada 50 kişiyle yaparken Almanlar aynı işi 250 adamla yapıyor.  Kriz süresince de hiç küçülmedik. Gebze Ticaret Odası bu önemli konuyu dikkate alarak Genel Müdürümüzü yılın iş adamı seçti.  Çünkü Gebze Ticaret Odası’nda Çin’e ihracat yapan tek firmayız” açıklamasında bulundu.

Kaynak: Perşembe Rotası

Sermaye tersane veya armatörlüğe kayıyor

ozkan-goksalGemi yan sanayinin henüz büyük birikimi olan bir sanayi olmadığını ve yan sanayiye sermaye yatırımı yapılmadığını söyleyen Göksal, “Sermaye için yan sanayi işi cazip değil. Sermaye genellikle yan sanayiden tersane ve gemiye doğru kayıyor’’ dedi.

Gemi yan sanayisinin yer sorunu nedeniyle kabuğunu kıramadığını söyleyen Ensar Gemi Genel Müdürü Özkan Göksal,  merdiven altı tabir edilen tersane civarındaki bodrum katlarının büyüyen sektörün beklentilerini karşılamadığını kaydetti. “Yan sanayi henüz büyük birikimi olan bir sanayi değil ve yan sanayiye sermaye yatırımı yapılmıyor” diyen Göksal, şöyle devam etti: “Sermaye için yan sanayi işi cazip değil. Sermaye genellikle yan sanayiden tersane ve gemiye doğru akıyor. Bir armatör bir şey üretmek için yan sanayi yatırımı yapmıyor. Ama yan sanayi de birikim sağlayan ya tersane kurmaya yada gemi edinmeye gidiyor. Bu böyle devam ettiği sürece yan sanayinin gelişme hızı artmayacak. Böyle olunca da yan sanayiden beklentilerimiz önümüzdeki dönemde fazla olmayacak. Ben GESAD’daki bu çalışmanın önce daha küçük boyutlarda olmasının daha doğru olacağını söylemiştim yönetimdeyken. 300 dönümlük bir alanda daha küçük boyutlarda bir organize olalım yani süratle sonuca gidelim sonra oradan daha büyük bir alanda yatırım için çalışma yapalım. Yan sanayideki sermaye birikimi büyük bir projeyi ayağa kaldıracak boyutlarda değil. Bu yönüyle o projenin uzun süreceğini düşünüyorum. Sektörü heyecanlandıran ve ümitlendiren bir proje olamayabilir. Proje büyük ancak yan sanayide o projeyi ayağa kaldıracak sermaye birikimi bulunamayabilir. Benim önerim yoğun olarak gemi yan sanayide çalışan 50 veya 100 firmanın daha küçük boyutlarda ve fakat Tuzla’ya daha yakın bir bölgede beş yıllık bir projeyle sonuca gideceği bir yer yapılması yönündeydi. Arkadaşlarımızın tercihi bundan yana oldu biz de destek vermeye devam ediyoruz.

‘Herkes işine baksın

Krizin rolünü icra ettiğini ancak sektörün krizi ne kadar iyi yönetebildiği konusunda sektörün bazı zaaflarının olduğunu söyleyen Göksal, “Sektörün finansman yönetimini yeterli ve başarılı bulmuyorum. Çünkü krizin şartları ortaya çıkınca birkaç ay içerisinde firmaların hemen yeni duruma göre tavır alabilmesi gerekirdi. Oysa birçok firmanın hala krizin olumsuz etkilerine açık olarak hayatını sürdürmeye çalıştığını görüyoruz”dedi. Avrupa’daki sanayi firmaları ile Türkiye’deki firmaları kıyaslayan Göksal şunları söyledi: Biz, Avrupalı bir firmayla alışveriş yapıyoruz. Firmadan 3 ay vade istedim. Firma bana ‘biz banka değiliz, bu sorununuzu bankayla çözeceksiniz’ dedi. Avrupalı bütün firmaların böyle çalışmadığını biliyoruz ama burada adamın verdiği bir mesaj var; herkes kendi işini yapsın. Biz imalatçıysak kaliteli üretim yapalım finansman lazımsa da banka temin etsin. Bizim sektörümüz bu anlayıştan uzak. Böyle bir krizde firmaların hemen finansman sorunlarını bankalarla çözecek ilişkiler kurması gerekirdi. Böyle olmadı bu sorunlar bankalarla çözülemedi. Böyle olunca da sektör kendi borçlarını ödeyemedi. Böylelikle kendi içinde birbirinden tek taraflı kredi kullanmış oldular. Kredisini kullandığı firmanın, kendinden daha çok krediye ihtiyacı vardı ve bu da krizi derinleştirdi. Oysa firmalar bankalarla finansman sorunlarını çözselerdi ve kendi içindeki finansman taahhütlerini vaktinde yerine getirselerdi sektör krizden daha az etkilenirdi.

‘’Yatırımları durdurduk’

Ensar Gemi olarak kendilerinin de krize yatırımda yakalandığını açıklayan Göksal, şöyle konuştu: ‘’Yan tarafımızdaki iş merkezin inşasını yapıyorduk ve bir de arsa almıştık. Fakat ödemelerimizi bugüne kadar zamanında yapmaya dikkat ettik. Bugüne kadar ertelediğimiz ve geciktirdiğimiz ödeme olmadı. Hala yatırımlardan kaynaklanan bir riskimiz sürüyor ancak  alternatif çözümleri de hazırladık. Taahhütlerimizi zamanında yapmaya devam edelim ama yatırımdan kaçınalım diyerek binadaki yatırımı ve arsayla ilgili projemizi hemen durdurduk. Yatırımları durdurduğumuz zaman biz bir kayba uğramadık ancak bir geminin yarım kalması armatör ve tersane için önemli bir kayıptır.’’

‘KOBİ’lerden yararlanamıyoruz’

Devletin sektöre düşündüğü teşviğin krediden ziyade tersanelere iş sağlanması noktasında olması gerektiği yönünde görüş bildiren Göksal, ‘’Sektörün 2008 yılı üretimi 4 milyar 656 milyon dolar. Bunu gemi inşanın %100 kapasitesi olarak kabul edersek, 1 milyar dolarlık bir işi olsa sektörün yıllık % 25 kapasiteyle çalışabilir. En az bu kapasiteyle krizi geçirebilmesi lazım. Bu süreçte tersanelerin minimum kapasiteyle bile olsa çekirdek kadrosunu koruyarak, sistemini devam ettirmesi gerekiyor. Bu konuda devletin desteği lazım. Hükümet bir şeyler yapmak istiyor ama nasıl yapılacağına dair bir mekanizma oluşturulamıyor. Yani ülkenin ekonomi modeli içerisinde bazı şeyler asla yapılamıyor yani teşvik dediğin şey kanunsuz olmuyor bir kanun çıkarmak lazım. Bir adım atılsın ve bu işin fotoğrafını çekelim diye bir adım atılarak Ziraat Bankası’na müracaat edilsin denildi. 70 civarında dosya teslim edildiği belirtiliyor. Bu dosyalar üzerinde bir çalışma yapılıyordur’’ diye konuştu.

Yan sanayi firmalarının KOBİ kredilerinden yararlanma oranlarının oldukça düşük olduğunu söyleyen Göksal, ‘’Bu dönemde bizim yararlanabileceğimiz iki proje çıktı. Biri 100 bin diğeri 200 bin TL’likti. Bizim yan sanayi firmalarımızın dertlerine çare bulabilecek rakamlardı. Ancak yan sanayiinin bundan faydalandığını da sanmıyorum. Çünkü Deniz Ticaret Odası’na bağlı gemi sanayiciler için İstanbul ticaret ve sanayi odalarının bilinmeyen kurumlar. Oralardaki gelişmelerden haberi olmayan firmalar KOBİ kredilerini takip edemiyor ve yararlanamıyorlar’’ ifadelerini kullandı.

Finans yönetimi profesyonellere bırakılmalı

Denizcilik sektörünün büyüdüğünü ve finansman yönetiminin profesyonellere bırakılması gereken bir duruma geldiğine inanan Özkan Göksal şöyle devam etti: “Ancak halen ağırlıklı olarak finansman yönetimi patronların elinde. Onların da yabana atılmayacak ciddi bir hayat tecrübeleri var fakat hepsinin finansman yönetimi kariyeri yok. Bu alanda bilimsel eğitim almış değiller. Dolayısıyla sektör olarak finansman yönetimi ve risk analizleri yönündeki yetersizliğimiz ve amatörlüğümüz nedeniyle ekstra zarar gördüğümüzü düşünüyorum. Sektörün önümüzdeki dönemde daha büyük hamleler yaparken denizcilik finansmanıyla ilgili olarak bugüne kadar yapılan şeyler dışında bir şeyler yapması gerekiyor. Denizcilik sektöründe finansman yönetimini öğreten, eğitim veren bir kurum yok. Bu konuda Piri Reis Üniversitesi bir şanstır. İktisat fakültesi mezunu öğrencilerin denizcilik finansman yönetiminde master yapabileceği bir program açılabilir. Eğitim programında 50 yıl geriye dönük gemi fiyatları ve navlun gibi market analizleri, dünya ticaretindeki gelişmeleri, dünyadaki yük hareketleri, gemi inşa üretim miktarları gibi konularda yoğun bir program hazırlanabilir. Bu eğitimi almış olan insanlar armatörlük firması ve bankalarda çalışabilir. Karşı karşıya geldikleri zaman aynı kriterlerle düşündükleri ve karar verdikleri için sektörün bankalara kendimizi anlatamıyoruz sorunu ortadan kalkmış olur.”

Haber: Murat ERDOĞAN-LUMBUZ Dergisi

GESAD artık yeni teknolojilerin ortağı

ziyagokalp8Kurmayı planladığı organize sanayi bölgesiyle, gemi sanayicilerini merdiven altı üretim anlayışından kurtarmayı amaçlayan GESAD, denizcilik sektöründe daha etkin bir konuma gelmek için açılımına Avrupa’da devam ediyor. GESAD artık birçok yeni gemi teknolojisinde söz sahibi olacak.

 

Gemi Sanayicileri Derneği Başkanı Ziya Gökalp’ın, GESAD’ın kabuğunu kırmasını sağlayan girişimci olduğunu söylemekle kimseye haksızlık etmiş olmayız herhalde. Çünkü, denizcilik sektöründe hep üvey evlat muamelesi gören gemi sanayisini, yönetim kadrosuyla birlikte yeni bir kimliğe kavuşturdu.
GESAD’ın Yalova Çiftlikköy’de organize sanayi bölgesi kurmak için 1 milyar dolarlık yatırım projesi birileri tarafından hayal olarak görüldü. “Gemi inşa sanayimizin dünya
23.’lüğünden 4.’cülüğüne geleceğine ben de inanmıyordum” diyerek eleştirilere cevap veren Ziya Gökalp, neden böyle bir projeye girdiklerini şöyle anlattı: “AB’de Leadership, 7.çerçeve ve 5. çerçeve projelerine girdik. Bu projelerde Greenship ve yeni projelerde Türkiye’yi temsil ediyoruz. Greenship projesi kapsamında yakıttan oluşan emisyonları azaltacak baca gazı filtre sisteminin Ar-Ge ve üretim çalışmalarına katıldık. Kükürt karbon salımını sıfıra indiren bir sistem. Bir ilki başardık. Diğer birlik ve ülkeler projelerin belirli kısmına ortak oluyorlar. Biz, GESAD olarak projeye % 100 ortak olduk. Yani yeni sistemin bütün üretim kısmında olacağız. Fransa ve İtalya ile birlikte projenin en büyük üçüncü ortağıyız. Zahirli gazın
% 99’unu azaltıyor. Sistem nerede üretilirse üretilsin teknolojinin ortağı olacağız. AB’ye sunuldu Mayıs’ta onaylanmasını bekliyoruz. Bu nedenle bizim acilen bir organize sanayi bölgesine ihtiyacımız var. Sadece bu proje ile 1.1 milyon dolar da ülkemize katkı sağlayacağız.”

Ortaklık talepleri geliyor
“Yalova gemi sanayi ihtisas bölgesi kesinlikle olacak” diyor Gökalp ve ekliyor “Yalova’daki tersanelerin de aktifleşmesiyle birlikte, bölgenin 10 milyar dolar ihracat getirisi sağlayacağına inanıyoruz.” Bu ihtisas bölgesiyle Türk ürünlerinin firmaların sertifikasyonda yaşadığı sıkıntıları da aşacaklarını söyleyen Gökalp, “Rakiplerin altı ayda aldığı sertifikaları biz 3 senede alabiliyoruz, alınca da kurallar değişmiş oluyor. Marine ekipmanlarında kendi alt yapımızı oluşturmadan montaj sanayiden ileriye gidemeyiz. Biz montaj yapıyoruz, parayı onlar kazanıyor. Belirli kalite standartlarını alabilmek için atölye ve merdiven altı üretimlerinden vazgeçmeliyiz. Artık burası bir ihtiyaç. Hollandalı IHC firması ile % 50 ortaklı bir ön işleme tesisi kuruyoruz. Ön fizibilite raporu hazırlamak için 150 bin Euro bir bütçe hazırladık. Bunun yarısını Hollanda hükümeti veriyor. Müteşebbisi, yatırım yapması için teşvik veriyor. Bizde ise bürokrasi engelinden başka bir şey yok. Bir ÇED raporunu yeni alabildik. Ayrıca yurtdışından ortaklık talepleri gelmeye başladı. Yerimizi tescillemeden böyle bir pazarlamaya gidemiyoruz” diye konuştu.

“Bölgenin üssü yapalım”
Avrupalı yatırımcıların Uzakdoğu maceralarının bitmeye başladığını söyleyen Gökalp, Trans Avrasya bölgesinde gemi sanayi alanında Türkiye’yi üs haline getirme hedeflerinin olduğunu kaydetti. Gökalp “Bölgeye yakınlık avantajımız var. Her ne kadar insanlar Avrupa’ya serbest geçemese de malların serbest geçiş hakkı var” dedi. İstanbul Gemi ve Yat ihracatçıları Birliği’nin kurulmasının çok sevindirici olduğunu söyleyen Gökalp bütün üyelerini bu komiteye yönlendireceklerini vurguladı.

“Kalifiye iş gücünü kaybediyoruz”
Ekonomik krizin sektöre büyük darbe vurduğuna dikkat çeken Gökalp, kriz süresince birçok firmanın kapandığını ve bunların arasında iyi firmaların da olduğunu vurguladı. Sektörümüzde en büyük korkumuz buydu. Uzmanlaşmış, ihtisaslaşmış insanların krizden dolayı sektörden çıkmasıydı. 90’lı senelerde nasıl kaybettikse yine öyle kaybediyoruz. Kriz bitince kimlerle çalışacağız bilemiyorum” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.
Denizcilik sektörünün bütününe bir teşvik yapılması gerektiğini söyleyen Ziya Gökalp, “ Tersanecilerden daha fazla ihracat yapan yan sanayi firmaları var. Tersane veya armatörü desteklerken gerçek ihracat yapan, teknoloji üreten firmayı destek dışı bırakmak olmaz” şeklinde konuştu. 

Haber: Murat ERDOĞAN-LUMBUZ

GESAD projesinin gerçekleşmesi zor

orhan-gulcek4YATGİAS Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Gülcek, ”Çiftlikköy, bambaşka gelişimi olan bir yer. Sayın Valimizin ‘Yer seçiminin bu sektörle hiçbir ilgisi yok’ değerlendirmesine katılıyorum.

 

 

Gemi İnşa Sanayicileri Derneği’nin (GESAD) ‘yüzyılın projesi’ olarak nitelediği ve 140 hektarlık alanda ekonomiye 10 milyar dolarlık katkı sağlama hedefiyle yola çıkan yatırımına YATGİAS yönetimi temkinli yaklaşıyor. Planlanan yatırım için tersaneler bölgesine 10 kilometre uzakta olan Çiftlikköy’ün seçildiğinin altını çizen YATGİAS Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Gülcek, ”Çiftlikköy, bambaşka gelişimi olan bir yer. Sayın Valimizin ‘Yer seçiminin bu sektörle hiçbir ilgisi yok’ değerlendirmesine katılıyorum. Açıkçası biz bu projenin gerçekleşebileceğine çok da inanmıyoruz” diye konuştu.

Haber: Perşembe Rotası

“Para işe yaramaz sektöre yön vermeli”

mustafa-unarSektördeki bunalımın krizin yavaşlayıp dış ticaretin normale dönmesiyle düzeleceğini belirten Mustafa Ünar, 2010 yılının ikinci yarısında işlerin normale döneceğini söyledi.

 

Gemi Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri (GESAD) Mustafa Ünar,
makro ekonomik ölçüler içinde deniz sanayi sektörünün yerinin tespitini iyi yapmak gerektiğini belirterek, “Önemli olan sektör temsilcilerinin 2010’da dünya konjonktüründe yerini sağlamlaştırması. Devletin direkt para vermesi bir işe yaramaz, doneler belli, sektöre yön vermeli” dedi.
gemi inşa ve gemi yan sanayii ürünleri imal etmek üzere kurulacak olan Ünar, Yalova Organize Sanayi Bölgesi’nin hizmete girmesiyle, Türkiye’nin her yıl ithalat karşılığında yurtdışına ödediği en az 1.5 milyar doların yurtiçinde kalacağını söyledi. Bölgenin, 2011 yılında faaliyete geçirilmesi planlanıyor.
“Devletin kriz ortamında gemi inşa sanayii için yapabileceği en iyi işlerden biri, üretime yönelik yatırımlara destek olması” diyen Ünar, henüz yapım aşamasında olan Yalova Organize Sanayi Bölgesi’ne verilecek desteğin, Türkiye için çok önemli bir yatırım olacağını kaydetti. Ünar, bunun yanında organize sanayi bölgelerinin dünyanın her yerinde devlet tarafından destek gördüğünün de altını çizdi.
Söz konusu tesisin halen kuruluş aşamasında olduğunu hatırlatan Ünar, şu anda tesisin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çalışmalarının yapıldığını, bu aşamadan sonra kamulaştırma çalışmalarına başlanacağını söyledi. İnşaat çalışmalarına başlanmamasına rağmen tesis için şu ana kadar 500 bin dolarlık bir masraf yapıldığı bilgisini veren Ünar, toplam maliyetin 1 milyar dolara ulaşacağını tahmin ettiklerini kaydetti. Bölgede faaliyet göstermek isteyen birçok firmanın bulunduğu belirten Ünar, ancak bölgenin 85 tersaneye hizmet verebileceğini, bu kapasitenin de şimdiden dolduğunu dile getirdi.

“Devletin para vermesi bir işe yaramaz”

Makro ekonomik ölçüler içinde deniz sanayi sektörünün yerinin tespitini iyi yapmak gerektiğini dile getiren Ünar, Türk gemi inşa sektörünün bu şekilde önünü görebileceğini Kaydetti. Ünar, kriz döneminde devletin konvansiyonların durumunu, dünya deniz ticaretinin gelişimine bağlı olarak gemi inşa sanayinin alacağı payların tahlilini yaparak gemi inşa sektörüne yön verebileceğini söyledi. Bu tahlillerin yapılabilmesi için gereken donelerin aşağı yukarı belli olduğunu ifade eden Ünar, “Makro bazda sektör tahlil edilerek hareket edilebilir. Önemli olan sektör temsilcilerinin 2010’da dünya konjonktüründe yerini sağlamlaştırması. Tüm bunlarla gemi inşa ve gemi yan sanayiinin önünü görmesi sağlanabilir. Hareket tarzımızı tayin edebiliriz. Devletin direkt para vermesi bir işe yaramaz” şeklinde konuştu.
Krizin etkisiyle dünya ticaretindeki daralmanın ithalat ve ihracatı arzını yavaşlattığını belirten Mustafa Ünar, gemi inşa sanayiinin de bu durumdan olumsuz yönde etkilendiğini ve gemi siparişlerinin dondurulduğunu söyledi. Krizin etkisiyle sektörde büyük istihdam düşüşü yaşandığını anlatan Ünar, 2008 yılında sadece Tuzla’da 26 bin 400 olan çalışan sayısının 9 bine düştüğünü kaydetti. Sektördeki bunalımın krizin yavaşlayıp dış ticaretin normale dönmesiyle düzeleceğini dile getiren Ünar, 2010 yılının ikinci yarısında işlerin normale döneceğini söyledi.

Haber: Dünya-Araştırma Servisi

AKP’li Vekilden OSB’ye sert eleştiri

evcinGESAD tarafından yapılacak Gemi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ne karşı sert açıklamalarını sürdüren AKP Milletvekili İlhan Evcin, OSB için yeni yer önerdi.

 

Partisinin il binasında bir basın toplantısı düzenleyen Evcin’e İl Genel Meclisi Başkanı Atalay Beştaş da eşlik etti. Haftalardır GESAD’ın kuracağı OSB’ye karşı sert eleştirilerde bulunan İlhan Evcin, Yalova Valisi Mehmet Ersoy ve Çiftlikköy Belediye Başkanı Metin Dağ’a yönelik olarak da sert ifadeler kullandı.

Evcin, açıklamasında GESAD’ın kuracağı OSB projesi hakkında şu bilgileri verdi:

Haberin tam metni için tıklayınız

GİOSB için 1 milyar $ harcanacak

Yeni kurulacak GİOSB’a yabancı şirketlerden büyük ilgi olduğunu, özellikle Hollanda’dan GİOSB’a ilgi yağdığını ifade eden Gökalp, GİOSB’un tamamlandığında, yüzde 100 öz kaynaklarla gerçekleştirilmiş bir milyar dolarlık bir proje olacağını vurguladı.

GESAD yöneticileri Yalova’da kuracakları yan sanayi için dün merkezlerinin bulunduğu Tuzla’da bilgilendirme toplantısı yaptı. Yalova Çiftlikköy’de kurulacak Gemi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (GİOSB) son duruma ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuşan Ziya Gökalp, Gemi Sanayicileri Derneği (GESAD) tarafından Yalova’nın Çiftlikköy ilçesine yapılacak ihtisas organize sanayi bölgesinin çevreye zarar vermeyeceğini belirterek “Yalova halkı korkmasın, bizim sanayi bacasız sanayi. Bu proje Başbakanımızın projesi” dedi.

GESAD’ın Türk gemi sanayisindeki en büyük projelerden biri olan GİOSB projesini başlattığını anımsatan Gökalp, başlangıçta 100′den fazla gemi ihtisas sanayicisinin yer alacağı GİOSB’un 140 hektarlık bir alanda makro ölçüde modern bir sanayi kompleksi halinde yapılandırılacağını anlatan Gökalp, GİOSB’un, kuruluşu ile birlikte bünyesinde serbest bölgesi, kendi iskele ve limanı ile gelişmiş lojistik imkanlara sahip olacağını ifade etti.

ziyagokalp3Gökalp, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”GİOSB, bu özelliği ile ürünlerini kendi serbest bölgesinden dünya pazarlarına ithalatını ve ihracatını gerçekleştiren Trans-Avrasya bölgesinde bir gemi sanayi üssü olarak ilk ve tek kuruluş olacaktır. GİOSB, dinamik yapıdaki uluslararası kurallara uygun ürünlerin üretileceği eğitim, Ar-Ge, konferans ve sergi merkezlerine sahip ihtisaslaşmış bir organize sanayi projesidir.” Derneğin krize karşı yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi veren Gökalp, ”Kriz varsa çare de vardır” dedi.

Türkiye’nin en güvenli ülkelerden biri olduğunu dile getiren Gökalp, yeni kurulacak GİOSB’a yabancı şirketlerden büyük ilgi olduğunu, özellikle Hollanda’dan GİOSB’a ilgi yağdığını ifade etti. Gökalp, GİOSB’un tamamlandığında, yüzde 100 öz kaynaklarla gerçekleştirilmiş bir milyar dolarlık bir proje olacağını vurgulayarak, ”Gemi sanayisi olarak krizin altından el birliğiyle, gençleşmiş olarak çıkacağız” dedi. Türk gemi sanayisinin butik gemi çalıştığını, Türkiye olarak marka vizyonu oluşturduklarını anlatan Gökalp, GİOSB’un tamamlanmasıyla yüzde 85′i milli sanayi olan gemi inşa edeceklerini, GİOSB ile ciddi istihdam yaratıp işsizlere umut olacaklarını kaydetti.

BU PROJE BAŞBAKANIN PROJESİ

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Gökalp, “Bizim amacımız rant değil. Üyelerimize çok sıkı koşullar uyguluyoruz. En az 5 yıl gemi sanayicisi olma şartı gerekiyor. Deniz Ticaret Odası’nda kaydı bulunması gerekiyor” dedi. Yapılacak yatırımın Türk denizciliği ve tersaneciliği açısından önemine de değinen Gökalp şöyle konuştu: “Dünyada artık gemiler tersanede yapılmıyor. Tersanede sadece monte ediliyor. Bizim sanayimiz de bu modüler teknolojiye uygun olacak. Masraflarımızın hepsi iştirakçilerimiz tarafından karşılanacak. Artık gemi yaparken yüzde 85 milli sermaye kullanarak gemi inşa edeceğiz”

Tersanelerde yaşanan iş kazaları konusunda ciddi çalışmalar yaptıklarını anlatan Gökalp, işlerin rölantiye alındığı kriz döneminde seri şekilde işçi çıkarmadıklarını da ifade etti.
GESAD Genel Sekreteri Mustafa Ünar da, inşa edilen bir geminin maliyetinin yüzde 70′inin yan sanayiden karşılandığını, bu oranın yüzde 50’sinin de Türkiye’den temin edildiğini belirterek, organize sanayi bölgesiyle birlikte bu oranın yüzde 85′e çıkacağını, yurt dışına giden 2-3 milyar dolar dövizin Türkiye’de kalacağını söyledi. Ünar, GİOSB’un geç kalmış bir proje olduğunu, yapılacak kamulaştırmanın ardından bölgede altyapı çalışmalarının başlayacağını bildirdi.

Aytaç Denizcilik büyük projeler peşinde

Aytaç Denizcilik, 1991 yılında yat ve mobilya sektörüne hizmet vermek için kurulan bir firma ancak 18 yıllık sürede imza attığı projelere bakıldığında firmanın boyundan büyük işlere kalkıştığı ve hepsinden de başarıyla çıktığı görülüyor.

Çok farklı projelere imza atan Aytaç Denizcilik’in bu projeleri arasında Atatürk’ün yatı  Savarona’nın dekorasyonu, dünyanın en büyük özel yatı Platinum’un teak güverte kaplamaları ve özel mobilyaları üretimi bulunuyor. Denizcilik dışında da faaliyet gösteren firmanın, Amerika’daki Amişh marketlerinin dekorasyonu için kullandığı malzemeler, Türk sanayicisinin yaratıcılığını gösteriyor.
 
recep-aytac1Dubai’deki yaşadıkları olumsuz olaylardan sonra Türkiye’ye dönene ve üç ortağıyla birlikte Yalova’da Gulf Marine tersanesini kuran Aytaç Denizcilik sahibi Recep Aytaç, çok geniş bir yelpazede faaliyetlerine devam ediyor. Aytaç’ın niyeti ise tamamıyla megayatlar üretiminde uzmanlaşmak.

Dubai’deki faaliyetlerini anlatmakla söyleşiye başlamasını istediğimiz Recep Aytaç’ın, anlattıkları oldukça dikkat çekici: “2001 yılında Dubai Kralı’na bir yat yapmak için Armatör Kahraman Sadıkoğlu’nun ekibi olarak Dubai’ye gittik ve 2006 yılına kadar orada kaldık. Dubai’de Troy Marine LLC kurarak dünyanın en büyük özel yatı unvanını hala elinde bulunduran Dubai Şeyh Muhammed bin Raşid el Makdum’a ait 160 metre boyundaki Platinum yatının 2500 m2 teak güverte kaplamalarını ve özel mobilyalarını ürettik.

Bizim dışımızda 10 tane daha Türk firması vardı onlar da teknenin diğer kısımlarını yaptı. Bu projeye Kahraman Beyle başlamıştık ancak orada kendisine yapılan bazı haksızlıklardan dolayı Kahraman Bey projeyi bırakmak zorunda kaldı. Bizim devam etmemiz istedi. Biz de projeyi bitirdik ama Araplar türk firmalarına oldukça zorluk çıkardı.

Bu projenin ardından Alman firması V1 ile seri üretim yelkenli tekneler yaptık ve Hollanda için de bir yüzer ev yaptık. Bu işler için Türkiye’den 400 işçi götürdük. Alman firması V1 güçlendi, işler iyi gidiyor derken yerli ortakları firma sahibine bir oyun yaptılar ve adamın cezaevine girmesine neden oldular. Şirketin patronu teminat çekini ödeyemediği gerekçesiyle 1,5 yıldır cezaevinde. Bize de ciddi borcu var ama cezaevinde olduğu için ödeyemiyor.

Bu şirketi battı gösterip başka firma tarafından satın alınması sağlandı ve faaliyetlerine yeni isim altında devam ediyor. Ancak eskisi gibi değil. Aynı şeyi Kahraman Beye de yaptılar ancak Kahraman Bey, 5 milyon dolarlık teminat çekini ödediği için cezaevinden çıkabildi.

Toplamda 400 kişi götürdük ancak en son 150 kişilik bir ekibimiz vardı. İşler bozulunca 150 işçimizle başı boş kaldık. Buradan işçi götürürken kişi başına 3 bin dolar depozito yatırıyorsunuz. Faaliyetteyken vizesini iptal ettiğiniz işçinin parasını geri alabiliyorsunuz. Ama faaliyetleri tamamen durdurduğunuz zaman bu paraları almanız kolay olmuyor ve biz de 150 kişinin depozitosunu hala alamadık.”

Aytaç’ın imza attığı projelerinden biri de Abu Dhabi Şeyh Mansur El Nahyan için 70 metre House Boat projesinin güverte teaklarını ve iç mobilyalarını kişiye özel tasarımlarla tamamlaması. Aytaç ayrıca, Umman Kralı Sultan Kabus için Myanmar’dan 3000 m3 Burma teak expertizi yaparak Muscat’ta bulunan Shanfari firması ile beraber Muscat Sultan  Kabus Camii ve Sultan Kabus Sarayı ahşap dekorasyon tasarım ve imalatlarında da bulunmuş.

“Amerika’ya yayık, orak sattık”

Recep Aytaç’ın denizcilik dışında imza attığı ilginç projelerinden biri ise Amerika Newyork’da faaliyet gösteren Amişh ve Zaytuna marketler zincirinin nostaljik yapısına uygun dekorasyon tasarımlarını ve imalatlarını üreterek Amerika’daki montajlarını yapması. Amişhlerin teknolojiden uzak yaşayan ve nostaljik yaşayana bir topluluk olduğunu söyleyen Aytaç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İçlerinde ağabeyimin de bulunduğu bir Türk girişimci, bana sen bu projeyi yapabilir misin diye sordular. Ben de Amerika’ya giderek Amişhlerin yaşadıkları yerleri gezdim ve incelemelerde bulundum. Türkiye’ye döndükten sonra Adapazarı ve çevresindeki köyleri gezerek yayık, orak, tırpan ve eski araba tekerleri gibi eski ahşap ürünlerini topladım. Bakım onarımlarını yaptım ve projeyi Amerika’daki marketlere uyguladık. Bu sadece ahşap ürün değildi.

Paket bir projeydi ve bunların içine Türk malı dolap ve soğutucuları da ekledim. Çok beğenildi. New Jersey deki gazetelerde haber olmuştu. Bu projenin arından bir firma, bu market ve restoranlar zincirini almak istedi ve bize de geldiler. Biz bunları satın aldıktan sonra 18 olan şube sayısını 120’ye çıkaracağız, dekorasyonun devamını getirebilir misiniz diye sordular. Görüşmeler çok iyi giderken Amerika’da kriz patladı. Krizde biraz beklemek zorundayız ama projemizi iptal etmedik dediler. Görüşmelerimiz hala devam ediyor.”

İptaller yat üretimine vesile olabilir

Türkiye’ye döndükten sonra dört arkadaşıyla tersane yatırımına giden Aytaç, Med Marine, Özmak Makine ve bir mühendis arkadaşıyla birlikte Gulf Marine adında Yalova’da bir tersane kurdular. Aytaç, ilginç projelerine bu tersanede de devam etti. Hollanda için iki yüzer havuz yaptıklarını söyleyen Aytaç,

“Türkiye’de yüzer havuz inşa eden ilk firmayız. Havuzun özelliği suyun içinde geminin kıçını kaldırıp, pervane ve şaft bakımı yapılabilecek bir sisteme sahip olması. Bu tersaneyi yaparken megayat üretimi planlıyorduk ancak sermaye gerektiği için önümüze çıkan işi yapmak zorunda kaldık. Şuanda kızakta 1200 tonluk iki kimyasal tanker var. İki römorkun birini geçen hafta suya indirdik, diğeri devam ediyor.

Projelerin devamı geldiği için bir türlü yat işine giremedik. 2011 yılına kadar kontratı yapılmış projeler vardı ve krizden sonra maalesef dört projemiz iptal oldu. Elimizdeki projeler 2010 yılı başında bitecek ve ondan sonra yat sektörüne dönmeyi planlıyoruz. Anan kadar sadece iki yat yaptık ama hedefimiz yat sektörüne yeniden dönmek ve o alanda uzmanlaşmak” diye konuştu.

Nexans, İngiltere ve İrlanda fabrikalarını Türkiye’ye taşıdı

Dünya’da 39 ülkede bulunan fabrikalarında enerji kabloları, özel kablolar, data kabloları, denizaltı kabloları, gemi kabloları, tren yolu kabloları, petrol ve gaz endüstrisine yönelik kablolar üreten Nexans, Türkiye’de büyümeyi sürdürüyor. Türkiye’deki enerji ve data kabloları üretimini geliştirmeyi hedefleyen şirket, bu amaçla İngiltere ve İrlanda’da bulunan fabrikalarını Türkiye’ye taşıdı. Türkiye’ye taşınan üretim hatlarında faaliyet ise 2009 yılının Temmuz ve Ağustos ayı içinde üretime başlayacak.
frederic-nexansNexans Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Frederic Vincent, dün düzenlenen toplantıyla Nexans  Kablo hakkında bilgi verdi. Türkiye pazarında 1991 yılından bu yana faaliyet gösterdiklerini dile getiren Vincent, son 3 yılda Türkiye’deki yatırımlarını hızlandırdıklarını bildirdi. Şu anda Türkiye’de Denizli ve Tuzla’da bulunan fabrikalarında kablo üretimi yaptıklarını dile getiren Vincent, Türkiye’de enerji ve data kablolarındaki üretimi genişletmek için İngiltere ve İrlanda’da bulunan fabrikalarını Türkiye’ye transfer ettiklerini ifade etti. Bu amaçla yapılan yatırım sonucunda satış hacminde 50 milyon dolarlık artış sağlanacağını vurgulayan Vincent, “Stratejik konumunu, gelişmekte olan ülkelere yakınlığı, konusunda uzman ve eğitimli insan kaynağı ile birleştiren Nexans Türkiye, aldığı başarılı sonuçlar ile de gelecek dönem yatırımları için Türkiye’yi ön plana çıkartıyor” dedi.

Türkiye’deki yüzde 10′luk
daralma önemli değil

2008 yılında dünyadaki cirolarının 7 milyar Euro olduğunu ifade eden Frederic Vincent, 2008 yılında Türkiye’den elde ettikleri cironun ise 284 milyon dolar olduğunu belirtti. Global ekonomik kriz nedeni ile 2009 yılında Türkiye’deki cirolarında en fazla yüzde 5 ile 10 arasında düşüş beklediklerini kaydeden Vincent, ” Türkiye krizdeki diğer ülkelere göre daha iyi bir performans gösteriyor. Diğer ülkelerde bu düşüşler yüzde 20′leri buluyor” dedi. Birkaç gün sonra grubun genel cirosunu açıklayacaklarını ifade eden Vincent, “Grubun genel cirosunda yüzde 15 gibi bir daralma açıklayacağımızı düşünüyorum.  Ama Türkiye’deki rakamlar daha iyi. Biz grup olarak Türkiye’de olmaya kararlıyız. O yüzden Türkiye’deki yüzde 10′luk daralma önemli değil” diye konuştu.

Satın alma ile cirosunu
1 milyar Euro artırdı

100 yıllık bir geçmişi olan şirketlerinin 2001 yılında halka açıldıktan sonra özellikle Avrupa dışına çıkarak büyüme yoluna gittiğini söyleyen Vincent, satın almalar ve konsolidasyonlar yoluyla hızlı büyüdüklerini anlattı. Böylece yapılan satın almalar yoluyla cirolarını 1 milyar Euro oranında artırdıklarını ileten Vincent, cironun yüzde 40′nı gelişmiş ülkelerden sağladıklarını bildirdi. Türkiye’de de yeni satın almalarla ilgilendiklerini söyleyen Vincent şöyle konuştu: “Eğer güzel bir fırsat karşımıza çıkarsa kesinlikle ilgileniyoruz. Bölgede büyük bir potansiyel var. Bizde böylece Türkiye’deki yapımızı büyütmek istiyoruz.”

“Türk gemi inşa sanayisinde etkiliyiz”nursel-aydintug
 
Toplantıda konuşan Nexans Türkiye Genel Müdürü Nursel Aydıntuğ ise, Nexans’ın Türkiye’deki yatırımları kalıcı olup, koşullar elverişli olduğu sürece bu yatırımlar devam edeceğini kaydetti. Bugün Türkiye’de 500 çalışanı bulunan Nexans Türkiye’nin özellikle petrol-gaz ile gemi inşa alanında aktif olduğunu belirten Aydıntuğ, Nexans Türkiye’nin bu sektörde dünyanın dört bir yanındaki projeler için kablo ürettiğini bildirdi. Nexans Türkiye’nin bugün cironsun yüzde 50’sini ihracattan sağlar duruma geldiğine dikkat çeken Aydıntuğ, iç pazarda ayrıca Marmaray İstanbul ve  Kadıköy-Kartal arasıdaki Anadoluray gibi projelerde yer aldıklarını söyledi. Nursel Aydıntuğ,  Marmaray İstanbul’un projede değerinin 5 milyon Euro, Anadoluray’ın değerinin ise 4 milyon Euro olduğunu kaydetti.

Haber: Dünya

Vinçsan, ‘merdiven altı’ üretimden rahatsız

hakan-tekel1Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin en büyük tersane vincini imal eden Vinçsan’ın yenihedefi yurtdışı pazarına açılmak. Daha önce İspanya’ya bir tersane vinci satan Vinçsan, aynı firmadan ikinci vinç siparişini de aldı. Yurtdışında hareketlenmelerin başladığını söyleyen Vinçsan Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Tekel, “Bazı talepler geliyor bunların içinde tersane vinci isteyenler de var. İspanya’da çalışan bir tersane vincimiz var ve onların bir vinç talebi daha oldu. Finansman sorununu aşarlarsa İspanyollara bir vinç daha yapacağız” dedi. Ekonomik krizin bir olumlu yönünün olduğunu belirten Tekel, “Krizle birlikte firmalar bir arayışa girdiler ve diğer ülkelerdeki imalatçıları keşfetmeye başladılar. Türkiye’deki firmalarla ortak çalışma talepleri artmaya başladı. Çeşitli ülkeler bizden fiyat teklifleri istedi ayrıca bazı ürünlerin üretimi için Türkiye’de arayışa girdiler ve başlayanlar da oldu” diye konuştu.

Türkiye pazarını kaybedebilir

Krizden ziyade acemi firmalardan dolayı işlerin düşmeye başladığını vurgulayan Vinçsan Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Tekel, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Özellikle belirtmek istediğim, bizden veya diğer vinç imalat firmalarından ayrılan birçok kişi vinç yapıyoruz diye piyasaya çıktılar. Bunların bir kontrol altına alınması ve denetlenmesi gerekiyor ancak Türkiye’de böyle bir kontrol mekanizması yok. Bu iş sadece bir tezgah makineyle yapılacak iş değil. Arkasından verilmesi gereken servis ekibi ve tecrübeniz olması lazım. Ağır yük taşıyan bir unsur. Müşteri verilen fiyata aldanıyor ancak sonradan gelecek unsurlar ile pişman oluyorlar. Bir firma vinci daha montaj aşamasında devirdi çok şükür kimse yaralanmadı.Vinççiler birliği diye bir dernek kurma çalışmalarımız var ancak maalesef bir araya gelip kuramadık. Öncelikle bu siparişi verecek firmanın, TSE ve Lloyd gibi denetim kuruluşlarından imalatçının denetlenmesini istemesi lazım. İmalatçıların yeterli sayıda teknik eleman bulundurmaları gerekiyor. Fiyatlara aldanılarak yurt dışından vinç alınıyor ancak vinç çalışmayınca, adam şu bu firma demiyor Türkiye’nin vinci çalışmıyor diyor. Türk alıcılar arasında da ithal vince dönüş var. Bu konuda uzman olan firmalara destek verilirse ve firmalar da Ar-Ge bölümünü geliştirse, zaten ihracat gelecek ki biz şuanda onu yapıyoruz. Çünkü artık kalitemiz kabullendi. Ancak müşteriler kaliteye bakmadan fiyata bakarsa, ülke olarak yurtdışındaki pazarımızı kaybedebiliriz.”  
Ürünün uluslararası normlara uygun olması için müşteriyle imalatçı arasında bir üçüncü kontrol firma olması gerektiğini söyleyen Hakan Tekel de, “Bu tarz işlerde servis de çok önemli. Ekonomik ömrünü uzatabilmesi için iyi bir servis verilmesi gerekiyor. Bunun için VSB adında ayrı bir bölümümüz var.  Türkiye’nin vinç kullanılan her yerinde servis verebiliyoruz. Her vincin haftalık aylık, 6 aylık ve yıllık bakılması gereken parçaları vardır” dedi.

Kapasite 3 kat artacak

Vinçsan’ın kapasite ve yeni yatırımlarıyla ilgili de bilgi veren Hakan Tekel şunları söyledi: “Tersane vinci olarak, tam kapasiteyle çalıştığımız zaman aslında 5 vince kadar çıkabiliyoruz ancak malzeme tedarikinden dolayı en fazla yapabileceğimiz üçtür. Kriz öncesinde tonaj olarak tersane vinç üretimi bizim toplam üretimimizin % 35’imizi buluyordu. En son Uzmar’a 250 tonluk ve Boğaziçi tersanesine 550 tonluk birer vinç teslim ettik.
Gebze’de toplam 68 dönümlük bir arazi üzerine yeni fabrikamızı kuruyoruz. İki kapalı iki de açık hall var. Ambar binasının montajı tamamlandı. Satın alınma maliyeti dışında yaklaşık 3 milyon dolar daha yatırım yapıldı. Sene sonuna kadar tamamlamayı düşünüyorduk ancak kriz biraz geciktirecek. Bir buçuk yıl içinde tamamlayıp taşınmayı planlıyoruz. Piyasalar canlanırsa aylık 400 olan imalatımızı 1200 tona kadar çıkarmayı planlıyoruz.”

Haber: Murat ERDOĞAN

REKLAM

Giriş